Ahmet YAVUZ

Gerçekten, Romanya (Eflâk, Boğdan), Yunanistan (özellikle Mora) ve Sırbistan beyleri, 19. yüzyılda kendi ülkelerinde yükselen yarı özerk, temsilî rejimlerde aktif ve olumlu roller oynayabilmişlerdir. Sanırız, iki temel faktör bunda etkili olmuştur: Kapitalizm öncesi (feodal) sınıfların, yanıbaşlarında ya da önlerinde az çok gelişmiş ulusal burjuvazilerini bulmaları ve bununla bağlantılı olarak, ulusal kurtuluş ve bağımsızlık gibi, demokratik açıdan da ilerletici ve geliştirici bir ortamda yer almış olmaları. Osmanlı İmparatorluğu’nun Türk ve Müslüman feodalleri ise, ekonomik ve kültürel durumlarındaki gerilik bir yana, hemen hemen mevcut olmayan bir ulusal burjuvazinin ya da burjuvazilerin sürükleyici gücünden de yoksundular. Ayrıca bunlar, tarihsel özelliklerin bir sonucu olarak, ulusal bağımsızlık mücadelesi gibi ilerletici ve demokratikleştirici bir gündem maddesiyle karşı karşıya bulunmuyorlardı.
Sayfa 63·Kitabı okudu
Tarih
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Millet: ırk ve lisanın esasen birliğinden dolayı ictimai vicdanın da birlik hasıl olmuş bir insan topluluğudur. YusufAkçura,1928YılıYazıları,AnkaraKültYayınları,YeniTürk DevletininÖncüleri
Tarih
Yusuf Akçura
Bu söylediklerimden anlaşılmıştır ki tarih mücerret bir ilim değil­dir. Tarih hayat içindir; tarih, milletlerin, kavimlerin varlıklarım mu­hafaza etmek, kuvvetlerini inkişaf ettirmek içindir’ ’ (Birinci Türk Tarilı Kongresi. Konferanslar, Müzakere zabıtları 1932, s. 605). “ ...Tarih millî harsın temelidir; aynı zamanda tarih, milletlerin ci­handaki mevki ve şereflerini tayin eder: tarih sayesinde bir kavim, yeryiızünde hayat ve saadet hakkının hüccetlerini aleme gösterir; tarih sayesinde bir millet, istikbalinin parlak ve sonsuz yollarını açar' ’ (Aynı eser, s. 617-618). Tarihçiliğin diğer önemli meselesi de, Türk tarihinin Türk görüşü ile yazılması ve okutulması işi idi. YusufAkçura tâ 1911’de şöyle diyordu; “Biz kendimize, kavmimize, ırkımıza, yabancıların gözümüze tak­tığı gözlükle bakıyoruz. Eğer Türkleri, Türklerin mazisini olduğu gibi görmek istersek, yabancıların taktığı gözlüğü kırıp atarak, vakâyie, Ö7. Türk gözümüzle bakmalıyız; yani babalarımızın bıraktığı eser ve vesikala­rı bizzat tetkik ile ona göre hüküm vermeye çalışmalıyız” (Türk Yuıdu, I"
Tarih
Yazar: Ahmet TEMİR Yusuf AKÇURA
“Türk Ocağı” , işgal kuvvetlerinden bil­ hassa İngilizlerin bir kaç darbesine maruz kaldı: Ocağm merkezi bası­larak evrak ve belgelerinden çoğu dağıtıldı. 1919 sonlannda Yusuf AKÇURA tevkif edilerek Agopyan hanına kapatıldı.
Tarih

Ahmet YAVUZ

, bir kitap okudu
Puan vermedi·77 syf.·
2019 2. kitabı
Stefan Zweig
8.1/10 · 279,7bin okunma