Liberalizmin değişen bir tarihsel kimliği vardır. On yedinci ve on sekizinci yüzyılda (kilisenin ve kralın ayrı-calıklarını kısıtlamayı amaçladığında) bir devrimci hareket-ken, on dokuzuncu ve yirminci yüzyılda (elitlerin iktidarını ve emperyal üstünlükleri tahkim etmeye başladığında) top-lumsal açıdan muhafazakâr ve nihayet (sadece piyasanın öz-gürlüklerini hızlandırmakla kalmayıp finans sermayesinin egemenliğini güçlendirerek eşitsizliğin artmasını da teşvik ettiği) son dönemdeyse talancı bir akım haline gelmiştir.
“Basit bir kuralı öğrenirsen, herkesle daha iyi geçinirsin Scout. Bir insanı, sorunu onun açısından düşünmeye alışmadıkça anlaman olanaksızdır.”
“Efendim?”
“Derisinin içine girip gezineceksin.”...
"O halde kendini yargılayacaksın," dedi kral. "En zoru da budur. Kendini yargılamak başkasını yargılamaya benzemez. Eğer kendini yargılamayı başarabilirsen, o zaman gerçek bilgeliğe ulaşmışsın demektir."