Dünyadaki birçok ülke, bizim de yaklaşmakta olduğumuz eşitsizlik seviyelerine sahip toplumların başlarına ne geldiğine dair korkunç örnekler sunmaktadır. Bu ülkelerde tablo gerçekten de hiç iç açıcı değildir: Korunaklı özel sitelerinde yaşayan zenginlere düşük gelirli bir yığın işçi tarafından hizmet edilmektedir; dengesiz politik sistemler içerisindeki popülist politikacılar, insanlara daha iyi bir hayat vaat edip daha sonra onları hayal kırıklığına uğratmaktadırlar. Ancak belki de en önemlisi, umudun eksikliğidir. Bu ülkelerdeki yoksullar, bırakın zengin olmayı, yoksulluktan kurtulma ihtimallerinin bile çok düşük olduğunu farkındadırlar. Bu, bizim ulaşmak istediğimiz bir durum değildir.
Frost yazmıştı: “Ormanda giderken / Yol ikiye ayrıldı / Ve ben seçtim / Daha az gidilmiş olanı.” Öz mü daha önce gelmeliydi, yoksa daha özel, daha özn el bir varlık mı? Kendisi önceden tasarlanmış bir makas, bir örtü, bir kitap mıydı yoksa bir varlık mıydı? İşte tüm soru buydu.