İpek isminde bir kuzucuğun okur yazmaz babası, eşine aşık, anne ve babasına muhtaç orta halli bir öğretmen. Altında başkalarının gölgeleneceği ağaçlar diken bir doğasever yatırımcı. Nevi şahsına münhasır
“Yılmış adam Allahın makbul kulu değildir.” dedi. “ Yılmış, korkmuş, ürkmüş insan kadar kötü bir mahluk halk etmemiştir yaradan. Dünyada cehennemden hiç çıkmayacak, ebedi yanacak bir yaratık, yılmış adamdır. Allahın en edna kulu yılmış adamdır, korkmuş adam insanlığın yüz karasıdır.”
“Bana da öyle geliyor. Birkaç ev daha yakıp, birkaç gece daha atlılar kurşun boşaltırlarsa köyün üstüne, kimse kalmaz köyde. Kaçan kaçana... Köylünün gidenleri tabansızlık ettiler. Ne yurt bulmuşlar gittikleri yerde, ne de yuva, sürünüyorlarmış. Burada Ali Safa -köyün aç gözlü, zalim ağası- var da gittikleri yerde Ali Safa yok mu? Her taşın altında bir Ali Safa var, Osman Ağa. Köylü bu Ali Safalara ya direnir, ya da kul olur gider. Allah kulu kul yaratmış, kulu kimseye kul yaratmamış. Diretmeyen insan Allaha karşı insandır.”
Genç Vladimir’in çelişkili ilk aşk duygusunu anlatır. Eser biraz sıkıcı geldi bana ancak ikilemler ve düğümler açısından oldukça güzel. Gençlik ile ilgili “Belki de çekiciliğinin bütün sırrı, bir şey yapabileceğinden değil, yapabileceğini düşündüğünden” sözü çok hoşuma gitti.