İpek isminde bir kuzucuğun okur yazmaz babası, eşine aşık, anne ve babasına muhtaç orta halli bir öğretmen. Altında başkalarının gölgeleneceği ağaçlar diken bir doğasever yatırımcı. Nevi şahsına münhasır
Bunlar geniş bilgi bakımından belki ötekilerden biraz daha üstündüler. Fakat içinde yaşadıkları çökmüş memleketin etkisiyle yenilgiyi değişmez kader olarak kabul etmiş yılgın bir halleri vardı. Millete güvenmeyi hiçbir zaman denememiş, henüz bir milletin varlığından haberleri olamamış bütün aydınlar gibi, her biri kendilerini teker teker vuruşup teker teker yenilmiş sayıyor, bir daha kalkarak yeniden başlamaya cesaret bulamıyordu.
Bunlar, babayani kılıklarına, boş keselerine hiç yaraşmayacak derecede kibirli, insanı kederden mahvedecek kadar kişiliklerine bağlanmış, güzel konuşur, zeki adamcağızlardı. Olaylar karşısında öyle yüksekten atmaları, eleştirilerinde öyle kıyıcılıklara vardı ki Kamil Bey kendini apansız bir ihtilal sonucu iktidarı kaybederek memleketinden kaçmak zorunda kalmış yenik politikacıların karşısında sanıyordu. Kendi eserlerinden başka hiçbir şey güzel, doğru, iyi değildi. Oysa zaman zaman kendi eserlerine, hatta kendi kendilerine düşman olduklarını saklamıyorlardı. Fırsat verilse memleket hatta bütün dünyayı bir kaç günde düzeltecek fikirleri ileri sürdükleri halde, kravatlarını düzeltmekten güçsüzdüler. İlk tanışmada ilk işleri kirpi gibi dikenleri uzatmak, atıp tutmak, kişiliklerini olduklarından çok değerli göstermeye çalışmaktı.
Sayfa 170 - Kamil Beyin Gazeteciler Hakkında Görüşü·Kitabı okudu
Zamana hiç değer vermediği halde, her vakit herkesten önce davranmak isteyen, sırasına razı olmadığı için de birbirini itiştirip geç kalan milletimiz gene telaşla davrandı.
Kamil Bey, bu eski kağıtları karıştırdıkça bir garip kedere kapıldı. Eski adamlar, bütün davranışlarını dine uydurmaya uğraşmışlardı. Yürüyen ve değişen hayatı donmuş kalıplara (buraya katılmıyorum) uydurmaya çalışmaktan daha zavallı bir iş olur mu? Zamanın hakim sosyal fikri (din) olduğu, herkes servetini, canını, şerefini ona bağladığı halde, onu kurtarıp yaşatalım derken nasıl da kolayca berbat etmişlerdi. İşte, her vesika, her ferman, her kadı mahkemesi hükmü, dini, başka kazançlara alet edebilmek için, akıl almaz şeriat hileleri ile dolu. . .