Hayatımızın ana fikri nedir? Hiç bunu düşündünüz mü?
Evet bu güzel iki soruyla başladığım bu incelemede ki kitabımız Anton Çehov’dan “Öylesine Bir Hikaye”.
Son zamanlarda okuduğum en akıcı ve bir o kadar da beni düşündüren; çoğu sayfasından notlar ve alıntılar aldığım bir kitap oldu.
Alıntılara profilimdeki 1000Kitap hesabımdan ulaşabilirsiniz.
Eserimizde halden düşmüş yaşlı bir ilim insanı olan Nikolay Stepanoviçle ailesini ve onun manevi kızı Katya’nın etrafında dönen olayları 19.yy Moskovasının karamsar havasında görüyoruz.
Eser Nikolay Stepanoviç’in günlüğünün bir parçası olarak geçiyor. Bu öykü de Nikolay’ın hayatında ki değişimi, şöhretinin kendi hayatına olan akıbetini, ailesiyle olan yabancılaşması ve bu sebeple manevi kızıyla olan ilişkisini görüyoruz.
Yazar, Nikolay’ın yaklaştığı sonu ve hayatına veda ederken ki düşüncelerini öyle bir anlatıyor ki kitabı okurken kendinizi Nikolay yerine koyuyor, kendi hayatınız hakkında sürekli düşünmeye başlıyorsunuz.
Kitap aslında insanın aile ilişkilerindeki sorunlara, kişinin kendi hayatının değerine, ilimin ve sanatın akıbetinin o günkü durumuna, bir insanın öleceğini anladığı zamanda ki fikirlerinin 360 derece değişimine, şöhretin insanın hayatına etkisine ve en önemlisi yukarıda sorduğum iki soru hayatının ana fikrine odaklanıyor diyebilirim.
Beni en çok etkileyen kısımlardan biri:
Nikolay’ın öz ailesinin ona ne kadar yabancı olduğunu görmesi ve ondan uzak büyüyen manevi kızı Katya’nın ona düşkünlüğüydü.
Kitaptan çıkardığım güzel notlar şunlardı:
-Şöhretin insan hayatına etkisi, insanın hayatının sonunu ve ömrünü etkilemez. Ve bu şöhret onu umursamayanlar için-çocuklar gibi-önemli değildir.
-Hayatı ne uğruna yaşıyoruz? Bunu keşfetmeli; hayatımızın bir anlamı ve amacı olmalı.
-İnsan kendini tanımalı, isteklerini