Üç vakit sonra seçkin bir Müslüman Türk erkek Bulgaristan'a gelecek ve güzel bir Hristiyan Bulgar kızına aşık olacak. Aşkları, ilkbahar sabahı, ayrılıkları ise sonbahar sonu güneşin batışı gibi olacak. Süresi tamamlanıp gittiğinde Bulgar kadının rüyalarına girecek ansızın. Çünkü doyasıya yaşayamadiklari mahkum Aşkları gönüllerinde sonsuza dek yaşayacak. Adına türküler söylenip, kitaplar yazılacak...
Umutsuz bir aşk çökmüşse gönlüne sabahın üçünde, özellikle onun orada, yerinde olmadığı kuşkusuna kapıldiginda telefon etmeyi gururuna yediremiyorsan,ister istemez içe dönüp kendinle baş başa kalırsın; o an akrep gibi sokarsın kendini ya da hiçbir zaman postalamayacagin mektuplar yazarsın ona,ya da odanda volta atarsın,hem küfür hem dua edersin,sarhoş olursun,ya da kendini öldürecekmiş gibi davranırsın...