Özel bir kitabın incelemesi ile birlikteyiz arkadaşlar. Kitaba, kısa roman demek mümkün bence. Kitabın ana kahramanı isimsizdir. İsimsiz kitaplardaki mesajları çok iyi bilirsiniz. Aynı örnekleri Aylak Adam ve Beyaz Gemi kitaplarında da görmüştük. Daha pek çok kitapta vardır bu durum. Yani buradaki kişi herhangi benzer durumdaki bir başka kişi olabilir mesajı içermektedir. İsim belirtmeme nedeni işte budur. Sen, ben, biz, hepimiz olabiliriz. Mesela bu kitapta kim böyle olur derseniz; hayatı anlamaya çalışan, sorgulayan herkes Yeraltından Notlar kitabının baş kahramanı olabilir. İsim yani bilerek belirtilmemiştir. Çünkü yazarın ismi Fyodor Dostoyevski dir ve her hamlesinden bir anlam çıkarmak gerekmektedir.
Peki bu kısa roman ne anlatır : St. Petersburg da yaşayan emekli bir memurun acı bir hikayesi demek mümkün olabilir. İki kısımdan oluşmaktadır. İlk kısım yeraltı. ikinci kısım ise notların olduğu kısımdır. Kitabın ismini görünce sizin aklınıza ilk ne geldi bilemiyorum ama benim aklıma ilk yeraltı edebiyatı, işkence çeken bir insan, illegal bir hayat, cezaevi hayatı, enkaz altında kalmış biri ve ya çukurda savaşan bir asker geldi. Ama aklımıza gelmesi gereken ilk yeraltı kavramı benim aklıma gelen bu yukarıdaki durumlar değilmiş. Bu yeraltı neymiş? Beyinmiş. Beyin. Evet düşündüm ve Dostoyevski ye hak verdim. Neden biliyor musunuz? Çünkü yukarıda saydığım şeylerden insanlar elbet bir gün kurtulur, ama ya kendi başımızın içindeki beyindeki yeraltı karanlığından kurtulabilir miyiz? Kafamızı söküp mesela atabilir miyiz? Atamayız. İnsanoğlunun en çok savaştığı, en çok çeliştiği kendi iç dünyası değil midir? Düşünceleri değil midir? Beynimizin buhranından öyle kolay kurtulamayız, kaçarak uzaklaşamayız. Yazar bize işte bunun mesajını vermiş.
Peki farklı bir konuya daha gireyim ve hangi