Yakup Coşkunoğlu

Rus kayıtlarına göre Plevne’de esir düşen Türklerin sayısı: 10 Paşa, 130 yüksek rütbeli ve 2.000 küçük rütbeli subay, 40.000 piyade ve topçu ile 1.200 süvariden meydana gelen 43.340 kişiydi. Esirler Plevne’de açıkta barındırıldılar. Ruslar onlara ne yiyecek verdi ne de hasta ve yaralılara baktılar. Türkler yiyecek istedikçe Rus muhafızlar ayın dokuzunda Plevne’den çıkmadan önce kendilerine altı günlük peksimet verildiğini söylüyorlardı. Vid Nehri’nden de su içemiyorlardı zira yüzlerce ölü Ruslar tarafından buraya atılmışlardı. Ne yakacak odun ne de ilaç vardı.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ruslar ve Rumenler, Türklerin üç misli kuvvetle muharebeye katılmışlardı. Dördüncü Plevne Muharebesi, Türk piyadesinin iyi idare edildiği takdirde taarruz hareketlerinde de büyük yeterlilik göstereceğini ispat etmiştir. Eğer Osman Paşa’nın ordusu başka hiçbir şey de yapmamış olsaydı, yine 1. tümenin taarruzu askeri tarihte büyük bir mevki işgal eder, sadece bu hareket Gazi Osman Paşa’yı yeryüzünün ölümsüz simaları arasına koymaya yeterli olurdu.”
Bütün muharebede Türk ordusunda bulunan ve birkaç kez yaralanmış olan Yüzbaşı Herbert’in yarma harekâtı ile ilgili görüşleri, küçük rütbeli bir subayın olup bitene bakışı yönünden önemliydi: “İşte üç tanesinde muzaffer olduğunuz Plevne Muharebesi’nin sonuncusu böyle bitmiş, dördüncüsünde mağlup olmuştuk. Bu herhalde sonunda büyük neticeler, geniş akıbetler doğuracak bir mağlubiyetti. Fakat en kahraman bir ordunun şerefli bir mağlubiyeti...” 9 Aralık gece yarısından sonra Ruslar, baştabya ve merkez tabyaların birkaçının bırakıldığını anlamış ve oraları işgal etmişlerdi. Gün doğduktan sonra Krişin ve Yanıkbayır tabyalarını almışlardı. Birtakım müfrezeler de kasabaya girmişti. Hepsi de yaya giden; Osman Paşa ile kurmayları tarafından, doğrudan doğruya iade edilen 1. tümenin yürüyüşü başarılı olmuştu. Öndeki düşman siperleri zapt edilmiş, 12 topla yarasız yüzlerce esir alınmıştı. Fakat burada Todleben’in hazırlamış olduğu fevkalade tedbirler kendini göstermeye başlamıştı.
15 dakika sonra Türk saflarından başka bir subay daha gönderildi. Türkçeden başka bir dil bilmeyen bu subaya Ruslar, Osman Paşa’ya hitaben Fransızca yazılmış bir mektup verdiler. Bu mektupta şöyle deniliyordu: “Burada komutan olarak bulunan Ekselansları General Ganetski, görüşmek için ancak sizi temsil eden bir subayı kabul edecektir. Kendileri yaralı olduğunuzu biliyorlar.” Köprüye gelen bir Türk subayı, Osman Paşa’nın bizzat geleceğini haber verince Skobelev, “Kendisini saygıyla karşılayacağız. Memleketinin şerefini kurtardı. Osman Paşa muzafferdir ve her zaman öyle kalacaktır,” dedi. Köprüye giden yolun üstü ve kenarındaki hendekler şehit ve yaralı Türk askerleri, atlar, öküzler ve parçalanmış arabalarla doluydu. Birkaç yüz metre kuzeyde de Osman Paşa’nın Rus hatlarına kahramanca hücum ettiği topraklar tamamen cesetlerle örtülüydü.
Plevne ordusu hem önden hem arkadan kuşatılmış, terk edilmiş Plevne çevresindeki müstahkem mevkiler Ruslar tarafından işgal edilmişti. Ne ilerleme ne de geri çekilme ümidi kalmıştı. Türklerin üzerine üç saat boyunca, sayıları her an artan Rus namlularından hiç durmaksızın yağmur gibi mermi boşaldı. Saat bir civarında her iki tarafta ateşin hızı azalmaya başladı ve sonra tamamen durdu. Dört bir yandan sarılmış olan Türkler eşine ender rastlanır bir cesaretle savaşmışlardı. 140 gündür bütün dünyayı büyülemiş olan Plevne savunması kapanıyordu. Ateş kesilir kesilmez köprünün yakınından geçen bir yolda beyaz bir bayrağın dalgalandığı görüldü. Osman Paşa teslim oluyordu. Türklerin etrafını saran safların sevinç çığlıkları, tepelerdeki Rus askerlerine de ulaşarak yankılandı.