Yakup Coşkunoğlu

Gurko kuvvetleri, kasabaya Sofya üzerinden gelebilecek yardım kıtalarının yolunu kesmek için mevzilenmişti. Bu arada Türk askerleri de hiç durmadan kazma kürekle çalışarak Plevne etrafındaki savunma mevzilerini herhangi bir taraftan gelebilecek taarruzlara karşı koyabilecek duruma getirmişlerdi. Ruslar ve Rumenler artık, Osman Paşa ile kahraman ordusunu açlık ve hastalığın saracağını ve kendilerine zarar vermeden mağlup edeceklerini biliyorlardı. Kendi çabalarıyla ulaşamadıkları zaferi böylece sabrederek beklemekteydiler.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Plevne ordusunun kuruluşu: Başkomutan: Mareşal Osman Paşa Kurmay Başkanı: Tuğgeneral Tahir Paşa Kurmaylar: Albay Tevfik Bey, Yarbay Hayri Bey Başyaver: Yarbay Talat Bey Topçu Komutanı: Albay Ahmet Bey Süvari Komutanı: Albay Osman Bey Başhekim: Albay Hasib Bey Tümen Komutanı: Tümgeneral Adil Paşa Tümen Komutanı: Tümgeneral Hasan Sabri Paşa Tugay Komutanları: Tuğgeneral Ahmet Hıfzı Paşa, Tuğgeneral Kara Ali Paşa ve Albay Said Bey.
General Todleben’in planı tamamlanmış, Plevne’yi çelikten bir çemberle kuşatan 180.000 kişilik Rus ordusu altı mıntıkaya bölünmüştü: Kuzeyde General Çernol (Rumen): 28 tabur, 78 top. Doğuda General Krudener: 18 tabur, 80 top. Güneydoğuda General Zotov: 13 tabur, 48 top. Güneyde General Skobelev: 27 tabur, 96 top. Güneybatıda General Kataley: 16 tabur, 54 top. Kuzeybatıda General Kamenski: 30 tabur, 126 top. Lofça’da General Harkov: 34 tabur, 136 top. Orhaniye karşısında General Gurko: 38 tabur, 76 top.
Durumun nasıl bir gelişme göstereceğini iyi tahmin eden Osman Paşa, telgraf hatları kesilmeden önce İstanbul’a bir teklif yaptı: Bu öneri, Plevne’yi boşaltarak güneye çekilmek, Babakonak’taki Mehmet Ali Paşa ile Sofya’daki Süleyman Paşa kuvvetleri ile birleşerek, Orhaniye’yi bir harekât merkezi haline getirmekti. Bu hareket, Rusların Balkan geçitlerini aşıp Edirne ve İstanbul’a ilerlemelerinin önünü kesmeye dönüktü. Padişahtan gelen talimatta; “Plevne hem stratejik hem de siyasi bakımdan öyle büyük bir önem kazanmıştır ki ne pahasına olursa olsun orada kalacaksınız!” deniliyordu. Arkasından da yardım vaadinde bulunuyordu…
Gün ağarırken 5.000 kişilik bir muhafız birliği “ya zafer ya ölüm” nidalarıyla ileri atıldı ve aynı anda 60 top güllesini tabyanın içine göndermeye başladılar. Türklerin ateş açmasıyla her taraf cehenneme döndü. Siper duvarlarının dibine saklanan askerler oyulan basamaklardan yukarı fırladılar ve arkalarından da dalga dalga birlikler onları takip etti. Türkler muhteşem bir cengâverlikle tabyayı savunmalarına rağmen daha fazla dayanamadılar. Ahmet Hıfzı Paşa beyaz bayrak çekerek teslim oldu. 3.500 şehit ve 2.235 esir veren Türkler, kendilerinden üç misli olan Rus imparatorluk muhafızlarına tam sekiz saat karşı koymuşlardı. 5.000 kadar Türk de geri çekilmişti. Rusların kaybı 4.000 ölüydü. Telis de birkaç gün sonra düştü ve ablukanın halkası tamamlanmış oldu. Vid Nehri’nin batısındaki Türk müstahkem mevkilerini de ele geçiren Ruslar böylece Plevne’yi her yandan çembere almış oldular…