Yakup Coşkunoğlu

Padişah, Osman Paşa’yı kazandığı zaferden dolayı tebrik ediyor ve kendisine kabzası pırlanta taşlarla süslenmiş bir kılıç, bir çift dürbün ve bir çift revolver hediye ediyordu. İkinci Komutan Adil Paşa’ya da askerlik meziyetlerinin takdiri olarak bir çift taşlı güzel bir tabanca gönderiyordu. Osman Paşa’nın, cesaret ve ataklıklarıyla isimleri öne çıkan subay için teklif ettiği terfi ve taltiflerin hepsinin tasdik edildiği bildiriliyordu... Osman Paşa, bütün kıtalara heyecan verici bir nutuk attı. Padişahın kazanılan büyük zaferden memnun olarak kendisine göğsünde bulunan Osmaniye nişanını ve taşlı kılıcı hediye ettiğini ama bu zaferin şerefinin kendisinden fazla kahraman subaylarla kahraman erlere ait olduğunu ve bu subaylarla erlerin düşmanla tekrar imtihan meydanına girmeye hâlâ istekli olduklarından emin bulunduğunu söyledi. Yaptıkları muharebenin “harbin son muharebesi” olmadığını da ilave ederek: “Yurdumuz, aile ocaklarımız, eşlerimiz, çocuklarımız uğrunda muharebe ediyoruz, bundan sonra edeceğimiz muharebeler, şimdiye kadar ettiklerimizden çok daha çetin olsa da sizin kahramanlığınıza ve vatanseverliğinize güvenim tamdır,” dedi. Bu nutuk üzerine bütün askerler, komutanlarını heyecanla alkış tufanına tuttular…
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Rusların, İkinci Plevne Muharebesi’nde kaybı 16 subay ve 7.136 erdi. Türklerin kaybı ise şehit olanlar ve savaş dışı kalanlar olarak 2.000’di. Tarihçiler ve gazeteciler ise Rusların kayıplarının 10.000 olduğunu ifade etmişlerdi. 7.000 ya da 10.000 olsa da bu miktar bütün Rus kuvvetlerinin hemen hemen dörtte biri demekti. Plevne’de 1.000 Türk ve 3.000 Rus gömüldü. Yaralanan 1.000 esir Rus da Türk yaralılarla birlikte Sofya’ya gönderildi.
Plevne’den 95 km ötede Tırnova’da bulunan Rus Genelkurmayı, Plevne’ye taarruza karar verdi ve General Prens Sarhofskoy ile General Krudeners’i muharebenin sevk ve idaresi için görevlendirdi. 30 Temmuz’da Türklerin Plevne’deki savaş gücü 20.000 asker ve 57 top olmasına karşın, Rusların toplam gücü 40.000 asker, 30 süvari bölüğü ve 176 toptan oluşuyordu... 27-28 Temmuz’da Türk keşif kolları, Niğbolu tarafından büyük Rus kuvvetlerinin Plevne’ye yaklaşmakta olduğunu bildirdiler.
29 Temmuz öğleden sonra herkes yeni bir muharebeye girileceğini biliyordu. Yüksek rütbeli subaylar genel karargâha çağrıldı ve aldıkları emirleri gece basmadan önce birliklerine ulaştırdılar. Bütün birlikler mevzilerini işgal etti. Asker başına 500 mermi düşüyordu. Bunlardan 80 tanesini üzerinde taşıyorlardı. Geri kalanı ise tabyadaki depoda bulunuyordu. Ekmek torbalarına peksimet, mataralara soğuk kahve dolduruldu. Ambarlarda da bol bol yiyecek vardı, su dolu tenekeler de siperlere yerleştirilmişti. Arabalar, yaralıları geriye götürmek üzere hazırdı. Atlar, eğer tabya düşecek olursa topları alıp geri kaçırmak üzere koşuma vurulmuş, hazır bekliyorlardı.
Artık Plevne’de yiyecek boldu, her gün et yeniyordu, meyve ise bazı askerlerin sağlığını bozacak kadar boldu! Sabun, mum gibi malzemeler için aynı şeyi söylemek zordu. En şiddetli ihtiyaç ise tütündü. Yabancı doktorlar, Türklerin tütüne olan düşkünlüklerine şaşırmadan edemiyorlardı. 29 Temmuz öğleden sonra herkes yeni bir muharebeye girileceğini biliyordu. Yüksek rütbeli subaylar genel karargâha çağrıldı ve aldıkları emirleri gece basmadan önce birliklerine ulaştırdılar.