Yakup Coşkunoğlu

Plevne’ye; Ankara, Yanpazarı, Yozgat, Samsun, Ereğli, Sinop, Silifke, Antep, İnebolu, Kırşehir, Çorum, Urfa, Karadeniz alay ve taburları geldi. Bunlar 24-25 yaşında bulunan Redif diye tanımlanan askerlerdi. Kuzeyde Openeç ve Bukova arasında beş yeni tabya inşa edildi ve bunlar tüfek siperleri ve üstü örtülü geçitlerle Yanıkbayır’da önceden yapılmış iki büyük tabyaya bağlandı.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Osman Paşa’nın kazandığı müthiş zaferin haberi, General Gurko’nun Balkan geçitlerini neredeyse hiç kan dökmeden ele geçirmesinden sonra İstanbul’a ulaşınca, Türklere adeta yeniden hayat verdi. Osmanlı İmparatorluğu savaşabileceğini ve Rusları yenmesinin mümkün olabileceğini ispatlamıştı. Avrupalı güçlerin Rusların İstanbul’a kadar inmesini önleyeceğini ümit eden II. Abdülhamid’in zaman kazanmaya ihtiyacı vardı. Osman Paşa bu zamanı Ruslardan elde etmişti. Plevne dayandığı sürece Rusların ilerlemesi imkânsızdı…
Muharebe sona erince Osman Paşa, sonucu bir telgrafla İstanbul’a, Seraskerliğe bildirdi. Sultan II. Abdülhamid, Osman Paşa’ya tebrik telgrafı gönderdi ve bu başarıdan dolayı Cenab-ı Hak’a Hamdü Sena için İstanbul camilerinde dua edilmesini buyurdu. Ve bu başarı padişah tarafından Tuna cephesindeki bütün komutanlıklara bildirildi.
Bu ilk muharebede Ruslar 3.000, Türkler ise 2.000 kayıp verdiler. İki tarafın da ölü sayılarının yarısından fazla yaralısı vardı… Canik bayırının uzun sırtından, sol taraftaki Bukova köyünün yanındaki Griviçe’ye kadar uzanan muharebe hattında, 2.000’den fazla Rus, 1.000’den fazla Türk ölmüş halde yatıyorlardı. Doktor Binbaşı Charles S. Ryan’ın anılarından: “Niğbolu yoluna doğru bakınca her biri iki bodur öküzle çekilen Bulgar arabaları görünüyordu. Bunların hepsi savaş meydanından toplanan Türk yaralılarını getiriyorlardı. Bu arabalarda sadece ağır yaralı olanlar taşınıyordu. Başka yüzlerce yaralı, yolda sürüklenerek, zahmetle yürüyerek geliyordu. Gözün alabildiği sahalara kadar her taraf bu arabalarla kaplı ve bunların her biri azap çeken insanlarla yüklü idi. Her arabayı onun sahibi olan Bulgar kullanıyordu ve yine her arabanın yanında bir Türk askeri yürüyordu. Bu, arabacı Bulgarların yolda ağır yaralı Türkleri daha vakti gelmeden öldürmelerini önlemek içindi…”
Muharebenin en şiddetlisi, Canik bayırının Plevne’ye doğru uzanan sırtları üzerinde oldu. Burada Rusların “Hurra!” bağrışmalarına karşı Türk saflarından “Allah, Allah!” nidaları geldi. Tam üç saat dişe diş göze göz vahşi bir boğuşmadan sonra, büyük kayıplara uğrayan Ruslar, bozuldu ve tam ricat halinde kaçmaya başladılar. Kaçanlara yardım için gönderilen Rus ihtiyat kıtaları da muharebeye girmeden geri çekildiler. Rusların Türk savunma hattını gerilemeye zorlamak suretiyle elde ettikleri başarının uğradıkları bu bozgunun da etkisi vardı. Çünkü bu ilk başarıdan cesaret alarak karışık bir halde ilerlediklerinden, çevrelerinde bulunan çitlerden, duvarlardan süratli ateş eden Türklerin kurşunları ile yere serildiler.