Çağlar çelebi

Çağlar çelebi
@Yamasut

Çağlar çelebi

, bir kitap okudu
8/10
·232 syf.··
2025 26. kitabı
Annie Ernaux
8/10 · 2.533 okunma
Reklam
8/10
·232 syf.··
2025 26. kitabı
Fransa toplumunun 1940’dan itibaren 2000'li yıllara kadar olan yaşamını anlatıyor. Her sene insanların, eşyaların, hayata dair ne varsa değişimini ayrıntılı bir şekilde yazılmış. Çok fazla değişik öğe olduğundan bir sonraki cümleyi kestiremiyorsunuz. Bu da su gibi okumanızı engelliyor. Eleştiri değil, tespit. Nobel ödülü almış bir roman, güzel ve değerli. Orta yaş üstü insanlar için tam bir nostalji yaratıyor kitap. Özellikle 1940'lar da doğan Fransızlar bu kitabı okurken herhalde gözleri dolmuştur. Kitap insanın kendi yaşadığı hayatı sorgulamasına sebep oluyor. İnsanlar ne yaşamış ben ne yaşamışım dedirttiriyor. Özgür ve var olma mücadelesi veren kadının gelişimi özellikle yer almış. 1940-50 hayatta kalma, 1950-60 düzen ve ev kurma, 1960-70 refah ve modernleşme, 1970-80 özgürlük ve bireysellik, 1980-90 tüketim ve gösteriş, 1990-2000 kimlik ve dijitalleşme olarak anlatılmış. Seneler içinde insan değişir ama bu kişisel bir değişim değildir yalnızca. Kişi topluma bağlıdır ve onunla birlikte değişir. Geçmiş de kişisel bir hatırlama değildir, hep birlikte yaşanmış ortak hafızadır. Kitaptan bana kalanlar; . Zaman zaman, o âna kadar öğrendiği onca şeyin yükü altında bunaltı hissediyor. Bedeni genç, zihni yaşlı. . Gönülsüzce bile olsa eğlenme, keyif alma, akıllı olma mecburiyetine uyuyordu. Kimse aptal ölmemeliydi. . Geçmişe dair soru sormanın anlamı olmadığı gibi. . Bu sefer onları gerçekten yaşamıyor belki ama gençliğine, ilk tecrübelerine, ilk defa yaşadıklarındaki şaşkınlığın etkisiyle anlam taşımayan o ilklere gerçekliğini veren de bu tekrarlardı.
SenelerAnnie Ernaux · Can Yayınları · 20212,533 okunma
9/10
·481 syf.··
2025 25. kitabı
İstanbul Üniversitende halkla ilişkiler memuru Maya'nın aynı üniversitede geçmişte hocalık yapmış Alman profesör Wagner ile yaşadığı hikayeyi anlatıyor kitap ve Wagner'in eşi Nadia'ya duyduğu aşkın hikayesi. Hem edebi ve evrensel hem de tarihi bilgi içeren bir roman. Kitabın ilk yarısında hikayenin genel hatlarını, sonra ise Wagner ile Nadia’nın hikayesi anlatılıyor. Bitti sanıyorsunuz ama bitmiyor… Zülfü Livaneli'nin su gibi akan anlatım tarzıyla en hızlı okuduğum kitap oldu. Hitlerden kaçan profesörlerin İstanbul Üniversitesi’ne gelmeleri ve Türk üniversitelerinin altyapısı oluşturması enteresan bir bilgi. Sevgi, aşk, bağlılık ve iyi insan olabilmek tüm ırklardan daha değerlidir. Geçmişle yüzleşemeyen insanlık, geleceğe sağlıklı adımlar atamaz. Kitaptan bana kalanlar; . Carl Sagan insanların hâlâ sürüngen atalarının saldırganlığını taşıdığını söylüyordu. . İnsanlar birlikte yaşamak için evleniyorlardı, şimdiki gibi boşanmak için değil. . Ülkeleri dişi ve erkek olarak ayırırdım ben. Mesela İskandinav ülkeleri, Fransa, İtalya kadındı. Almanya, İspanya, Amerika ise erkek. . Aşk denilen şey, çocuk yapmakla sonuçlanması gereken bir kandırmaca mı gerçekten? . Old man, old car. . İnsan ancak yapabileceğini isterdi. İstemek kavramı, dilemekten ve hayallere dalmaktan farklı bir şeydi. Bedelini göze almakla, gereğini yapmakla ilgili bir şeydi. . Hassas ve zeki çocuklar, kişiliklerinin yaralanacağı korkusuyla kendilerini tamamen kapatıp, online iletişim kuruyorlar. . İstanbul vefasız bir sevgiliye benzer. . İyi ama biz hepsine Türk diyoruz. Irk olarak değil, bu kelime katliamlardan kurtularak Anadolu’ya sığınan insanların kurduğu bir koalisyonu anlatıyor. Yeni bir hayat, yeni bir ülke, yeni bir ulus. Yoksa orta Asya’daki Türk ırkını vurgulamıyor. .
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020164bin okunma
8/10
·210 syf.··
2025 24. kitabı
Çin'de çekirdek bir ailenin hayatını anlatıyor kitap. Zenginken her şeyini kaybeden, açlıkla, ölümle, siyasi baskılarla geçen Fugui'nin hayatı. Duygusal, "hoş" bir aile hikayesi. Birbirine bağlı çekirdek aile nasıl olmalı onu çok güzel anlatıyor kitap. Fugui gençliğinde soytarı yaşadığı için kitabın anlatım tarzı esprili, alaycı. Sonraları ise sorumluluk ile birlikte kitap da ciddi, sade, akıcı oluyor. Yazarın değişik bir anlatım tarzı var. Önce sonucu, sonra nasıl olduğunu, detayını anlatıyor. Mesela önce idam edildiğini söylüyor sonra nasıl gerçekleştiğini anlatıyor. Tüm zorluklara rağmen, azimle yaşamak gerekir. Hayatın anlamı, değeri sadece "Yaşamaktır." ***Özet bilgi içerir. Bütün malını kaybetmesi fakat bu sayede tarla sahibi olmadığı için komünistler tarafından idam edilmekten kurtulması enteresandı. Siyasi eleştiri de var kitapta. Önce tarla sahipleri idam edilip çalışanlara dağıtılması sonrasında onların da elinden alıp her şeyin devlete geçmesi gibi. Oğlunun öldüğü bölüm çok acıklı. Kitaptan bana kalanlar; -Şimşek tanrıları bile insanlar uykudayken çakmaz. -Bütün hayatı boyunca bize çalışmıştı, geleneklerimize göre, yaşlandıktan sonra ona bakmak bize düşerdi. -Bir felaketten kurtulunca ardından güzel günler gelir. -Dört kural vardır. Yanlış söz söyleme, yanlış yatakta uyuma, yanlış eşikten girme, elini yanlış cebe atma. -Sonra bir gece, onun yanına uzandığımda, tam lambayı söndürmek üzereydim ki Jiazhen birden uzandı ve beni kendine doğru çekti, ışığı söndürmememi istiyordu. Sesi bir sineğin vızıldamasından bile zayıftı. Onu yan yatırmamı istedi. O gece eşim bana bakmaya doyamadı. Defalarca adımı söyledi. Fugui, Fugui, Fugui… -Temiz olmak insanların işidir. -“Umarım öteki dünyada da ömrümü yine seninle geçiririm.” Jiazhen’nin öteki
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,4bin okunma