Akakiy Akakiyeviç'in isminin verilmesinin bile onun öyle alalade sıradan biri olmasına işaret ettirildiği , dili yalın ve akıcı bir hikaye..
Kitabın ilk sayfasında bakanlık dairelerine ve oradaki hiyerarşik yapıya bir eleştiri olduğunu görüyor ve kitabın sonunda bu konunun buraya tekrar bağlandığını anlıyorsunuz.
Her gün aynı hayatı bir bumerang içinde yaşayıp , kendini işine adamış başka bir şeyi olmayan bir katibin(dokuzuncu sınıf bir katip ama!)
silik bir karakter olarak , yok sayılmasını , saygısızlığa , despot ve katı davranışlara reva görülmesini anlatıyor.
Onun varlığının kendi varlıklarından bağımsız olarak ele alınmayışı ve kabul görülmeyişi beni üzdü. Ancak yeni bir paltoyla buna sahip olabilmişti Akakiy.
Artık parçalanan giyilmez halde olan paltosunu yenisiyle değiştirmek zorunda kalan Akakiy bunun için zar zor para biriktiriyor, içinde işinden farklı bir şeyin hayali var artık ve ona sahip olduğunda çok mutlu oluyor ama işler böyle devam etmiyor.
Burada bir parantez açmak istiyorum , Akakiy için yeni bir şey bu ve onu biraz daha bizim tarafımıza çekiyor , iş yerindekiler tarafından artık bir davete çağırılabilir bir kişi yapıyor onu. Palto burada birçok şeyi simgeliyor.
Akakiy'in zar zor elde ettiği paltosu çalınıyor ve uzakta duran bekçiye gittiğinde onu karakola yönlerindiriyor , ev sahibi ise tanıdığı iyi bir adam olduğunu söylediği başkomisere yönlendiriyor , başkomiserle sonunda görüştüğünde başkomiser başka şeylerle ilgileniyor onun o saatte orada ne yaptığı vs gibi , sonuç alamıyor ve sonra bir katip onu bir kodamana danışmanı için ikna ediyor.. ( İşlerin düzgün yürültülmediğini , bir adam çalınan paltosunun bulunması için nereye başvurması gerektiğini bilemediği bir sisteme işaret burası)
Kodaman astlarına her zaman tepeden bakan , sert bir