Gule

Sadece ona öyle geliyordu ki , insan çiftinin doğması göz önüne alındığında , erkekle kadının aşkı , a priori olarak köpekle insan arasında varolabilecek ( en azından en iyi örneklerde) sevgiden aşağı bir şeydi. Tümüyle benliksiz bir aşktı bu ; Tereza Karenin'den(köpeği) bir şey istemiyordu; onu sevdi diye karşılığında kendisini sevmesini bile beklemiyordu. Üstelik hiçbir zaman kendi kendine; insan çiftlerine yaşamı zehir eden soruları da sormamıştı:Beni seviyor mu ? Benden daha çok sevdiği bir başkası var mı? Benim sevdiğimden daha çok seviyor mu beni? Aşkı ölçmek , sınamak , denemek ve kurtarmak için aşka yönelttiğimiz bütün bu sorular belki de her şeyin yanı sıra aşkı kısaltmaya da yarıyor. Belki de sevemememizin nedeni çok sevmek istememiz , yani karışımızdaki kişiden hiçbir istekte bulunmaksızın , ondan onunla birlikte olmaktan başka bir şey istemeksizin kendimizi ona verecek yerde ondan bir şey (aşk) talep etmemizdir.
Sayfa 316·Kitabı okudu
Edebiyat
Gule
Bir şey daha var; Tereza , Karenin'i olduğu gibi kabul etmişti ; onu kendi imgesinde yeniden yaratmaya çalışmamıştı; daha işin başından onun köpek yaşamıyla uzlaşmış onu bu yaşamdan yoksun etmeye çalışmamıştı , kendine özgü gizli kapaklı işlerini kıskanmamıştı. Onu eğittiyse , bu onu dönüştürmek için (kocanın karısını ya da karının kocasını yeni baştan yaratmaya çalışması gibi) değil, ona birlikte yaşamalarına ve anlaşmalarına yarayacak hemen dili öğretmek içindi.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Gözü "daha yükseklerde bir yerde" olan herkes günün birinde gözünün kararabileceğini hesaba katmalıdır. Nedir göz kararması? Düşme korkusu mu ? Peki ama gözetleme kulesinin sapasağlam tırabzanları da olsa bu korkuya kapılırız; neden? Yok, göz kararması düşme korkusundan farklı bir şey. Bizi çağıran, bizi kışkırtan, altımızdaki boşluğun sesidir göz kararması; düşme arzusudur, bu arzunun karşısında dehşete kapılır, kendimizi korumaya çalışırız.
Sayfa 70 - Can·Kitabı okudu
Edebiyat
Gule isimli okura yanıt verildi
Gule
Göz kararmasına güçsüzlerin esrimesi de diyebiliriz. Güçsüzlüğün farkına varan bir kişinin güçsüzlüğüne karşı boyun eğmeye karar vermesi... Güçsüzlükten sarhoştur, daha güçsüzleşmek ister, kentin en büyük meydanında herkesin gözü önünde yere yuvarlanmak, daha da alçalmak, aşağının aşağısı olmak ister.
Gözü "daha yükseklerde bir yerde" olan herkes günün birinde gözünün kararabileceğini hesaba katmalıdır. Nedir göz kararması? Düşme korkusu mu ? Peki ama gözetleme kulesinin sapasağlam tırabzanları da olsa bu korkuya kapılırız; neden? Yok, göz kararması düşme korkusundan farklı bir şey. Bizi çağıran, bizi kışkırtan, altımızdaki boşluğun sesidir göz kararması; düşme arzusudur, bu arzunun karşısında dehşete kapılır, kendimizi korumaya çalışırız.
Sayfa 70 - Can·Kitabı okudu
Edebiyat
Gule
aklına gelen kişinin o aşçı olması garipti. Her zaman, nefret ettiği her şeyin en belli başlı örneği olmuştu. Şimdiyse Terezza'nın düşünebildiği tek şey , onun karşısına geçip "benimle yatmak istediğini söylerdin hep , evet şimdi karşındayım işte " demekti . Kendisini Tomas'a dönmekten alıkoyacak bir şey yapmayı özlüyordu. Yaşamın geride kalan yedi yılını acımasızca yıkmayı , yok etmeyi özlüyordu. Bu göz kararmasıydı. Esriten, önüne geçilmez bir düşme arzusu.