Sanırım hayatımda ilk defa 300 sayfalık bir kitabı bu kadar hızlı bitirdim, hiç kendimi zorlamadan gece yatarken aldım elime sadece, baktım ki 3 günde bitmiş. Peki neden 600 sayfa değil diye kızarken buldum kendimi. Genellikle roman okuyorum ama bu tür deneme ve hikaye kitaplarına bu kitaptan sonra ağırlık vermeye karar verdim. Türlü türlü duyguları o kadar güzel yaşattı ki bana. Gözlerimin dolduğu, yüzümde bir gülücükle gözlerimi kapatıp uykuya daldığım anlar oldu. Yazarın dili su gibi ve başka yorumlarda da okuduğum şu cümleye katılıyorum: Umuttanadam’ın cümleleri çok sihirli. Her hikaye duvara asmalık bir ders niteliğinde, toplumun kültürel ve sosyolojik yapısını muhteşem işlemiş, aforizmalar çok derin, toplumsal sorunlara, erkek egemen sistemin kusurlarına, kadının önemine,Narin’e, depreme, liyakatsizliğe öyle güzel değinmiş ki. Hikayeler genellikle kısa, bitmesin istiyorsunuz ama üzgünüm çabucak bitiyor. Özellikle böyle yazıldığını düşünüyorum, tadı damağımızda kalsın istemiş sanırım yazar :) Daha ilk kitabı böyleyse sonra çıkacak kitaplarını düşünemiyorum bile, yenilerini sabırsızlıkla bekliyor kitap sever sevmez herkesin okuma listesine bu kitabı da eklemesini şiddetle tavsiye ediyorum.