Aynı hücreleri, bedensel sürekliliği ve anıları geçmişteki benliklerimizle paylaşabilirdik. Ama hepsi buydu. Bunun ötesinde bir gerçek yoktu; tepemizde hayalet gibi asılı duran bir biz yoktu. On yıl önceki benliğimizle aramızdaki ilişki, bir kardeşle aramızdaki ilişki gibiydi.
Hiçbir paradoks, dünyanın olması gerektiği gibi işlemesini durdurmaz. Evrenin yasaları sözünü söyler. Her şey er ya da geç olması gerektiği hale döner ve bir paradoksun gücü sonunda daima tükenir. Paradoksların bu kadar uzun süre devam etmesinin tek nedeni, onlara izin vermemizdir.
Yaşamın temel esaslarından biri kutupsallıktır: Hayat sevinç ve üzüntü, korku ve umut, özlem ve hayal kırıklığı gibi zıt kutuplar arasında atan bir nabızdır.
İnsanlar, ihtiyaç duyduklarında neşeyi bulamamaları kadar, neşeli olduklarında bunu yeterince iyi değerlendirmemeleri yüzünden de önemsizleşir ve unutulmaya yüz tutarlar.