Yaşru

8/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2025 17. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 09 Temmuz 2025 19:47
Kitabın kapağında yer alan soru ile başlamak istiyorum: "Hiçbir şey hissedemeyen insanlar nasıl ağlar?" Kitabın kapağını okuduğum andan itibaren bunu ara ara düşünüyorum. Duygular, hayatımızın bir parçası. Bazen duyguların öyle etkisinde kalıyoruz ki inandığımız doğrular ve yanlışlar değişiyor. Ya da gözümüzün önünde duran gerçekler başka anlamlara bürünüyor. Ama ya duyguların hiçbirini hissetmeseydik? Bazı duyguların sırf isimleri bile olumsuzmuş gibi gelir. Üzüntü, öfke, korku ve utanç bunlardan bazıları. Bu duyguları zaman zaman dışlarız. Hissetmek istemeyiz. Bize yükmüş gibi gelir. Ama şu an düşündüğümde bu duyguları hissetmemeyi dileyemem. Sanki her duygu, onları hissetmemiz gerektiği anlarda bize bir şeyler öğretir ve bizi büyütür. Ana karakterimiz Yunjae aleksitimi hastası. Yani duygulara bir hayli yabancı. Okurken empati yapmakta zorlandığım anlar oldu. Duyguları, onun sorgulamalarıyla yeniden anlamaya çalıştım. Tüm yaşadığı sorunlara rağmen annesi ve ninesinin çabaları öyle güzeldi ki... Aralarında var olan bağ bana mutluluk verdi. Ama daha sonra yaşanan olayları, hayatına dahil olan yeni insanları ve bir şeyleri anlama çabalarını okurken diğer saydığımız duygular da bana eşlik etti. Kitapta var olan her karakterin yaşadığı bambaşka olaylar var ve bir süre sonra neredeyse hepsiyle bir bağ kuruyorsunuz. Karanlık yanları ve bence acıları pek fazla olan Gon'la da, okurken neşesini ve anlayışını hissettiğim Dora ile de böyle oldu. Ön planda olmasa da Doktor Shim'in Yunjae'yi yargılamadan dinlemesi, ona sahip çıkması ve sürekli yardım etmeye çalışması çok güzeldi. Kore edebiyatı ile bu kitapla tanıştım. Bu yüzden bende yeri hep ayrı olacak.
Edebiyat
BademWon-pyung Sohn · Peta Kitap · 20213,807 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Her sabah yataktan kalkmanız için bir sebebiniz var mı?
8/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2025 15. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2025 03:13
Yazarlarımız bu kitapla bize bunu sorgulatır. Hepimizin bir ikigaiye sahip olduğunu söylerler; eğer onu henüz bulamamışsak, bulmak için sabırlı bir arayış gerektirdiğini de eklerler. İkigai, Japonların uzun ve mutlu yaşama sırrı olarak önümüze çıkar. Kitap boyunca Okinawa'da gezintilere çıkarız. Oradaki insanların günlük yaşantılarını, beslenme alışkanlıklarını, sosyal ilişkilerini ve hayat felsefelerini okuruz. Ama sadece bundan ibaret değildir. Yeni kavramlar ve teknikler de öğretir. Bu kitabı henüz okumadıysanız size bir önerim var: “Live to 100: Secrets of the Blue Zones” adlı belgeseli izleyebilirsiniz. Dört bölümden oluşan kısa bir seri. Kitabın ilk bölümünde de bu mavi bölgelerden bahsediliyor. Ben kitabı okumadan önce belgeseli tesadüfen izlemiştim; edindiğim bilgiler sayesinde okuma sürecim çok daha keyifli ve anlamlı hale geldi. Kitabın içeriğine dönecek olursak, yazarların üzerinde durduğu bazı temel başlıklar şunlardır: zihni ve bedeni aktif tutmak, stresi azaltmak, farkındalık geliştirmek (otomatik pilottan çıkmak), yeterli uyku almak ve akışı (flow) yakalamak. Her ne kadar önsözde logoterapiyi demode bir yaklaşım olarak görseler de, kitapta hem logoterapiden hem de Morita ve Naikan terapilerinden söz edilir. Sekizinci bölümde ise görsellerle desteklenmiş uygulamalara yer verilir: Rajio Taisou, Yoga, Tai Chi ve Çigong gibi pratikler örnek olarak sunulur. Bu uygulamalarda vurgulanan iki temel unsur ise nefes farkındalığı ve fiziksel hareketin önemidir. Düşüncelerimi özetleyecek olursam okuması benim için keyifliydi. Yeni kavramlar öğrendim. Özellikle dokuzuncu bölümde bahsedilen wabi sabi (Dünyanın geçici, kusurlu ve değişken doğasında bir tür güzellik olduğunu kabul etmek), ichi-go ichi-e (“Bu an yalnızca bir kez yaşanır” bilinciyle
1000Kitap
Ikigai - Japonların Uzun ve Mutlu Yaşam SırrıFrancesc Miralles · İndigo Kitap · 202024bin okunma