"Hayır, İvan! dedi. Hayır! Ben ahırdan ellerimi kaldırmak için çıkmadım, senin önünde diz çökmek için çıkmadım, ölmek için çıktım, toprağıma kapanmak için çıktım. Ben öleceğim, ama sen de öleceksin. Belki bugün değil, ama bir gün mutlaka öleceksin! Hem senin ölümün benimkine de benzemeyecek. Seninki bambaşka.. Sen.."
Kitabın sonu muydu yoksa Türk halkının Kırımdan sürgünlerinin, merhametlerinin, emeklerinin, yaşamlarının sonu mu?
Evet kitapta Kırımdan Ruslar tarafından sürgün edilen Türk halkının hayatı, bir köyün gözünden günlük olarak yaşadıkları konu edilmiştir.. Tarımla ilgilenen tek amaçları bereketli atalarından, dedelerinden kalan toprakları, hayvanlarıyla köydekilerle birlik içinde geçinmek olan, torunlarına evlatlarına da aynı bereketi bırakabilmek devamlılığı sürdürebilmek. Dünyada olan çoğu şeyden habersiz ve hazırlıksız olan halkın umutlarının sönüşünü, akıcı açıklayıcı işlenen kitapta bolca hüzün ve yaşanmışlık.. Onlar da insandı diyip kitabı okumanızı öneririm..
Kitabımızın baş karakteri Nazperi Nalbantoğlu. Karmaşık aile yapısı ve iç dünyası ile zaman zaman hak verdiğim isyanı ve zaman zaman da anlamlandıramadığım düşünce yapısıyla derin bir etki bıraktı. Şirin, Mona ve Peri... Günahkar, inanan ve şaşkın olmak üzere kendinden ödün vermeyen üç farklı karakter, Havva'nın üç farklı kızı. Kardeş değiller ama hayat onları öyle noktalarda birleştiriyor ki kendimizden ve çevremizden bir şeyler bulmamak imkansız. Eminim dini konulara ilgisi olan herkesin okuduğunda kendinden bir şeyler bulacağı ve kendini sorgulamayı öğreneceği bir eser. Bizim gibi düşünmeyenlere saygı duymayı öğreneceğimiz günlere.