..düşüncelerini netleştiremeyecek kadar cahildi. Bazen, neler hissettiğini bile tam olarak anlayamıyordu. Jean Valjean karanlıkların içindeydi, orada acı çekiyor, orada nefret ediyor, âdeta her şeyden nefret ediyordu. Genellikle, bir kör ya da uyurgezer gibi etrafını elleriyle yoklayarak bu karanlıkta yaşıyordu. Sadece, ara sıra, iç ve dış etmenler sayesinde bir öfke sarsıntısı, bir keder artışı yaşıyor, aniden tüm ruhunu, her yanını, önünü ve arkasını aydınlatan ve korkunç bir ışığın huzmeleri sayesinde kaderinin iğrenç uçurumlarını ve kasvetli görüntülerini yansıtan solgun ve hızlı bir şimşeğin etkisini hissediyordu.
Şimşek geçip gittiğinde, gece yeniden çöküyor ve nerede olduğunu bilemiyordu.
Sayfa 108 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları - Cilt 1·Kitabı okuyor
İnsanlar ona yalnızca zarar vermek için yaklaşmışlardı. Onlarla girdiği her ilişkide bir darbe almış, çocukluğundan, annesinin, ablasının yanında yaşadığı dönemden beri tek bir dostça söze, iyi niyetli bir bakışa rastlamamıştı. Zamanla, acı çeke çeke, hayatın bir savaş olduğuna ve kendisinin bu savaşta yenildiğine inanmaya başlamıştı. Kininden başka silahı olmadığı için kürek cezası sırasında onu bilemeye ve cezaevinden çıkarken onu da beraberinde götürmeye karar vermişti.
Sayfa 106 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları - Cilt 1·Kitabı okuyor