Gelin yerimizi bulalım, çalışalım, ayağımızı yere basıp fikirlerden, önyargılardan, geleneklerden, aldatmacalardan, görüntülerden ve Paris'ten Londra'ya, New York ve Boston'dan Concord'a, Kilise'den Devlet'e, şiir ve felsefeden dine uzanan alüvyonlu çamurun içinde gerçeklik diyebileceğimiz sağlam bir dayanak bulalım. Budur diyelim, yanlışımız yok. Sonra da bu dayanak sayesinde, selin, buzun ve ateşin altında, ister bir duvar ister bir devlet inşa edebileceğimiz yerler bulalım. Belki de bir lamba direği değil ölçü direği inşa ederiz, Nil'in suyunu değil de gerçeği ölçen bir direk, böylece gelecek nesiller yalan ve aldatmacaların nasıl zaman zaman yükseldiğini ölçebilirler.
Sayfa 107 - Can Yayınları - Nerede Yaşadım, Ne İçin Yaşadım·Kitabı okuyor
Bir Hindu kitabında okumuştum: "Bir kralın, doğduğu şehirden küçükken sürülmüş ve bir korucu tarafından büyütülmüş bir oğlu varmış. Yetiştiği yerde olgunluğa eriştiğinde, kendisini birlikte yaşadığı vahşi topluluğa ait hissetmeye başlamış. Babasının yardımcılarından biri onu bulup kimliğini açıkladığında, kişiliğine dair yanlış yargıları ortadan kaybolmuş, kendini prens gibi görmeye başlamış." Hint filozof şöyle devam ediyordu: "Ruhumuz da, içine düştüğü durumlarda kendi karakterini şaşırabilir, ta ki kutsal bir öğretmen gerçeği açıklayana dek, ..."
Sayfa 105 - Can Yayınları - Nerede Yaşadım, Ne İçin Yaşadım·Kitabı okuyor