Kesinlikle okunmaya değer bir kitap. Psikonetten çıkan tüm eserleri sırayla okuduğum bir dönem. Davranışların kökenini bulmak, değiştirebilmek adına büyük destekçi…
Psikiyatristimin tavsiyesi üzerine alıp okudum. Keşke daha önce okusaymışım. Çocukluk yaşantıları şemaları oluşturur ve yetişkinlikte bu şemalar davranışlarımızı şekillendirir. Şemaları tanımak onlarla nasıl başa çıkabileceğimiz konusunda çok yararlı tavsiyeleri var. Akıcı bir dil kullanılmış. Bu kitapta ayırıcı bir özellik kendimize yönelik keşfimizde tespit ettiğimiz olumsuz durumları nasıl giderebileceğimize dair ip uçları vermesi. Ciddi anlamda faydalı bir kitap.
Freud’dan bildiğimiz bilinçaltını carl jung bir adım öteye götürüyor ve travmaların etkisinin genetik aktarımla sonraki nesillerde ortaya çıkabileceğini söylüyor. Yazar bu düşünceden yola çıkarak sadece çocukluk travmalarımızın değil, atalarımızın yaşadığı travmaların etkisinde olabileceğimizi bilimsel dayanaklarıyla açıklıyor. Alıştırmalarla, üst nesillerden bize sirayet etmiş olabilecek travmaları tespit etme, çözümleme ve sonuçlandırma yöntemlerini anlatıyor.
hayatımızın içine o kadar sinmiş ve alışılmış ki hiç irdelemeye gerek duymuyor olduğumuz “sevgi” kavramını şahane şekilde hem eylemsel hem duygusal boyutuyla, aile içi, karşı cins, tanrı sevgisi olarak çeşitlendirip her boyutunu net anlatışı büyüleyici. en yavaş okuduğum kitaplardan. defalarca aynı paragrafı okuyorum, on beş dakika düşünüyorum. bu kadar basit görünen cümleler nasıl böyle çarpıcı olabilir? tatlı tatlı freud'u eleştirerek, aşk ve cinsellik üzerine de önemli dersler çıkartılabilecek, bakış açısını değiştirebilecek ve güzelleştirebilecek ne güzel bir eser bırakmışsın `erich fromm`
küçük bir paragraf bırakalım
-———-
freud, cinsel içgüdüyü bedende kimyasal nedenlerle doğmuş bir gerginliğin sonucu olan, acı verici, giderilmesi gerekli bir şey olarak görüyor… aslında cinselliği böyle anlarsak, kendi kendini tatminin insanı doygunluğa götüren en iyi yol olması gerekirdi. freud'un görmezden geldiği şey; cinselliğin ruhsal-biyolojik yanı, erkek-dişi kutuplaşması, bu kutuplar arasında birleşmeyle bir köprü kurma isteğidir.