YCE

En önemlisi de, Amerikalıların tümü tüccardı. Amerikalı ruhunun, Yankee dehâsının çekirdeğini oluşturan şey, alıp satmaktı. Demokratik ideolojilerini durmadan satıyor, koruyucu füze silâhlarıyla ilgili antlaşmaları ve ekonomik baskıları ile bu satışı destekliyorlardı. Savaşları, anıtsal büyüklükteki üretimleri için egzersiz sayılmaktaydı. Eğitimleri, kilovatsaatı şu kadardan satılır havasındaydı. Hükümetleri bir dizi sosyal anlaşmadan oluşuyordu. Evlilikleri duygusal bir iş antlaşmasıydı. Taraflardan biri taahhüt ettiği hizmetleri yerine getirmeyince, anlaşma kolayca yürürlükten kalkıyordu. Namus demek, onların indinde dürüst ticaret yapmak demekti. Sandıkları gibi sınıfsız bir kitle olmadıklarına göre, aslında demek tek sınıftan oluşan bir kitleydiler. Bezirgân sınıfından. Seçkinler, zenginlerdi. İşçilerle çiftçiler, orta sınıfın parasal merdiveninde, inip çıkan, tırmanmaya çalışan kusurlular grubunu, başarısızlar grubunu oluşturuyordu. Amerika halkının köylüsünde ve proletaryasındaki değer ölçüleri de, tıpkı şirket yöneticilerinin ve sigorta prodüktörlerinin değer ölçülerinin aynıydı. Tek farkı, bunlarınkının daha küçük rakamlarla ifade edilmesiydi. Yat yerine deniz motoru, golf kulübü yerine bowling kulübü, Monte Carlo yerine Atlantic City gibilerden.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Orta düzeydeki insan sıkıcı, renksiz, aptal gibi görünür... fakat ölümsüz tekdüzeliğine devam eder... hiç bıkmaz. Amipler her zaman kaplanlardan çok yaşar. Çünkü durmadan bölünür, yenilenirler. O ölümsüz tekdüzelikleriyle. Kalabalıklar zorbaların en sonuncusu olacaktır.
Amerikalılar
Onlar ırk değil. Bir kültür bile değil. Avrupa ziyafetinden kalan artıkların yeniden ısıtılıp sofraya konmuş hali onlar. Yalnızca bir teknoloji. Ahlak yerine, onlarda uyulacak kurallar var. Bizde nitelik dikkate alınırken onlarda nicelik dikkate alınıyor. Bizim onur ve onursuzluk dediğimiz şeyin karşılığında, onlar kazanma ve kaybetmeyi kullanıyorlar. Aslında ırk diye düşünmemelisin. Irk demek hiçbir şey demek değildir. Kültür ise her şeydir. Irk olarak sen bir beyazsın. Ama kültürel açıdan, değilsin. Dolayısıyla da beyaz sayılmazsın. Her kültürün kendi güçlü ve zayıf yönleri vardır. Çeşitli kültürler birbirleriyle karşılaştırılıp ölçülemezler. Yapılabilecek bir tek mantıklı eleştiri var. Birkaç kültür karıştığı zaman ortaya her seferinde, bu kültürlerin en kötü niteliklerinin karışımı çıkar. Bir kültürün, veya bir insanın kötü yanları, içinde gizli olan güçlü bir hayvandır. Aynı kültürün veya insanın iyi yanları ise, uygarlığın baskısıyla gelişen ve oluşan ince, hassas, kolay kırılabilen bir kılıftan ibarettir.. Kültürler birbiriyle karıştığı zaman elbette ki içteki güçlü varlıklar ortaya dökülür. Yani sen Amerikalıları barbarlıkla suçladığın zaman onları aslında duygusuzluk ve yüzeysellik sorumluluğuna karşı savunuyorsun. Yalnızca melezliklerine değindiğin zaman en büyük kusurlarına parmak basmış oluyorsun. Kusur kelimesi de en doğru kelime mi acaba? Geleceğin dünyasında, tüccarlar ve teknisyenler dünyasında böyle melezlerin temel içgüdüleri üstünlük sağlayacaktır. Teknoloji gerçi otomasyondur ama, gelecek de odur. Sen bu geleceği yaşamak zorundasın, oğlum. Amerikalıları tiksintiyle bir kenara itmek hiç işine yaramayacaktır.
Amerika halkı alt tarafı Avrupanın istenmeyenlerinden, orada başarı sağlayamayanlardan oluşmuş bir halk.
Bütün savaşlar sonunda kaybedilir. İki taraf da kaybeder, Nikko.