"Mücadele, yabancılaşmış bireyin kişisel olanın siyasal olduğunu anlamasıyla başlar."
David Harvey 21. yüzyılda manifestoya önsöz yazarken bu ifadeyi kullanmıştır. Manifestonun işlevi tam olarak budur, işçi sınıfına yaşadığı problemlerin neden ve nasıl siyasal olduğunu basitçe ve o günün konjonktüründe temellendirir.
Bu metin 1848'de yayımlanmış olmasına rağmen güncelliğini korumakta. Manifestoda o dönemde var olmuş bazı organizasyonlar ve insanların bahsi geçse de genel içeriği bakımından hiçbir şekilde güncelliğini yitirmemiştir. İşçi sınıfının burjuvazi tarafından sömürülmesi hala günceldir ve en çıplak haliyle karşımızda durmaktadır. Çok eminim ki Marx ve Engels, bu manifestoyu kaleme alırken burjuvazinin böylesine yozlaşacağını tahmin bile edemezlerdi (Epstein ağı, soykırımlar). Manifesto böyle bir durumda daha fazla okunmalı, tartışılmalı ve ona daha sıkı sarınılmalıdır.
Manifesto sadece sömürünün tahlilini yapmaz, aynı zamanda kurtuluşun parolasını da verir. O parola, proletarya yani işçi sınıfıdır. Tüm bu koşullar işçi sınıfını devrimci olmaya zorlar. Ve bu sömürü düzenini yıkabilecek kapasitede olan başka bir sınıf, başka bir grup yoktur.
Manifestoda Marx ve Engels, işçi sınıfına tam da bu yüzden bir çağrıda bulunur. İşçi sınıfının vatanı yoktur, çünkü o vatan burjuvazinin elinden kurtarılmayı beklemektedir. Ve bunu başarabilecek nihai şey işçi sınıfının birliği olacaktır.
Komünist Manifesto hem eleştirir hem de nasıl bir çıkış yolu olduğunu anlatır. Okuyun, okutun.