Attilâ İlhan bu kitapta Cumhuriyetin ilk yıllarındaki edebiyat ve edebiyatçıları değerlendiriyor.
Attilâ İlhan 1949–1951 yılları arasını Pariste geçirmiş ve Fransız edebiyatı ve sinemasını incelemiş, Fransız edebiyat çevreleriyle oturup kalkmış. Bir Türk insanı olarak eksik kaldığı yönleri belirlemiş ve yeni okumalara başlamış. Bu kitapta Türk edebiyatına hem içeriden hem de dışarıdan bakarak bu kitapta pek çok düşüncesini ifade ediyor.
Oldukça dengeli bir üslupla, 1930’lar, 40’lar, 50’ler, 60’lar, 70’lerin yazarlarına bazı eleştiriler getiriyor. Sanki okurunu kışkırtarak okurun: “bir dakika, ama orada şöyle de düşünülebilir” demesini bekliyor.
Değindiği, benim de dikkatimi çelen bazı yazarlar: Reşat Enis, Cahit Uçuk, Orhan Veli, Yılmaz Gruda, Fikret Hakan sayılabilir.
Orhan Veli ve Garipçiler ile ilgili yorumu halkında, eğer İlhan hayatta olsaydı kendisine bir soru sormak isterdim.
Bazı önemli konuları tartışmaya açıyor: Orta sınıfın yabancılaşması, Deli Petro’nun temel hatası, Rus ve Türk modernleşmesindeki benzerlik, bir eser ortaya konurken dikkat edilecek perspektif, İnönü döneminin desteklediği yazar grupları ve diğer yazar grupları, Batı eserlerinin Türkçeye tercümesi kadar eski Türk eserlerinin de günümüz Türkçesine çevrilmesi (örneğin Katip Çelebi’nin Cihannûmâ’sı) gibi konular.
Özetle; güzel bir üslup, farklı bir bakış açısı, okunup katılmadığımız düşünceleri arkadaşlarımızla tartışabileceğimiz güzel bir kitap.