Hangi Edebiyat

Attila İlhan
Tahmini Okuma Süresi:
12 sa. 4 dk.
Sayfa Sayısı:
426
Basım Tarihi:
Mart 2011
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
ISBN:
9789754583731
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Hangi Edebiyat?
Puan vermedi·426 syf.·
2026 21. kitabı
Her gün hesaplaşacağız, bazen ben sizin ayağınıza basacağım, bazen siz benim; sürgit bir eleştiri, özeleştiri ortamında adeta ortaklaşa bir fıkracılık modeli oluşturacağız… tartışacağız, iyisini elbirliğiyle araştıracağız.” sözleriyle Attila İlhan okurunu tartışmanın ve eleştirinin doğal bir parçası olmaya davet ediyor. Hangi serisinden okuduğum ikinci kitap olan Hangi Edebiyat ’ta İlhan, edebiyatı sırf estetik bir çerçeve olarak değil, aynı zamanda ideolojik, kültürel ve tarihsel bir mücadele zemini olarak ele alıyor. Türkiye’de edebiyatın nasıl bir tarihsel ve düşünsel alanda var olmaya çalıştığını tartışırken, edebiyatın içindeki yerleşik kabulleri sorguluyor ve okuyanı da bu hesaplaşmanın aktif bir parçası haline getirmeyi amaçlıyor. Büyük bölümü gazete ve dergilerde yazdığı makalelerden oluşan eserdeki konu başlıklarında ve içeriğinde, cumhuriyet öncesi ve sonrası akımlardan, unutulan edebiyatçılardan, edebi mirasa, Batı taklitçiliklerinden ulusal kültür tartışmalarına, roman ve şiirin toplumsal sorumluluğundan edebiyat ortamındaki klikleşmelere kadar uzanan başlıklar altında, edebiyatın güç ilişkileriyle kuşatılmış yapısını anlatıyor. Türk edebiyatının yönü, kimliği ve düşünsel bağımsızlığı üzerine yürütülen süreklilik taşıyan bir kültür muhasebesi sunuyor. Türk edebiyatını kendi toplumsal gerçekliğinden uzaklaştırarak, edebiyatın niteliğini ve kültürel sorumluluğunu zayıflatan konulara değiniyor. Yazara göre Batı merkezli taklitçilik, piyasalaşma ve edebiyat piyasasındaki adamcılık, Türk edebiyatını kendi toplumsal gerçekliğinden uzaklaştırdığını, edebiyatın ancak kendi tarihine, toplumuna ve diline dayanarak bu memleketin toprağından taşarak evrensel bir değer üretebileceğini savunuyor. Mustafa Kemal Atatürk’ün sanatın toplumsal ilerleme ve bilinçle
Düşünce
Hangi EdebiyatAttila İlhan · İş Bankası Kültür Yayınları · 2011174 okunma
9/10
·426 syf.··
2020 17. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2020 12:29
Bu kitabı okurken Attila Ilhan'ın tam bir edebiyat adamı olduğunu anladım. Bir insan edebiyatı,romanı, şiiri, nesri bu kadar güzel anlatabilir ve bu kadar olgun yorumlayabilirdi. Kitap kendi düşüncelerinden oluşmuş biz nesir kitabı. Genellikle bazı yazarlara değinmiş (özellikle Nazım Hikmet) ve o dönemin şartlarını tüm çıplaklığıyla ortaya koymuş. Yazarın akıcı bir dili var. Şiirlerini beğendiğim bir yazarın roman ve nesir kitaplarını da merak ederek almıştım. Kesinlikle tavsiye ediyorum.
Edebiyat
Hangi EdebiyatAttila İlhan · İş Bankası Kültür Yayınları · 2011174 okunma
Puan vermedi·426 syf.··
2020 19. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 13 Ekim 2020 09:55
Attila İlhan'ın sadece bir şair olmadığını aslında sosyal, siyasal, ve edebi meseleler üzerine düşünen yazar olduğunu bu eseri okuduğunuzda görebilirsiniz. Şiirlerini sevdiğim yazarın düşünce hayatını da merak ederek aldım. Kitap İlhan'ın deneme yazılarından oluşuyor. Dönemin edebiyat simaları üzerine yazılarına yer verdiği kitabı ; Attila İlhan'ın birçok konudaki entelektüel bilgisini görebildiğimiz, kıymetli yorumlarını okuma şansına sahip olduğumuz bir kitap.
Edebiyat
Hangi EdebiyatAttila İlhan · İş Bankası Kültür Yayınları · 2011174 okunma
Türk edebiyatının mihenk taşı.
8/10
·426 syf.··
Beğendi
·
2023 116. kitabı
·
38 günde okudu
·
Okunma: 08 Aralık 2023 21:42
Edebiyatımızın mihenk taşı olan Attilâ İlhan'ın ''Hangi'' serisi mutlaka okunmalı. Özellikle yakın Türkiye tarihini ve bu tarihin Türk edebiyatını ve edebiyatçılarını nasıl etkilediğini merak edenler mutlaka okumalı. Kuşkusuz bir edebiyat adamı olan yazarımız bu kitabında Hasan İzzettin Dinamo ve onun Türk şiirine katkılarıyla başlar. Daha sonra Türk edebiyatında birçok yazar hakkında kişisel görüşlerini bizlerle paylaşır. Kimi zaman Nazım Hikmet'ten dem vurur, ardından Reşat Nuri'den, Orhan Kemal'den, Kemal Bilbaşar'dan, hatta Soljenitsin'den bile, kimi zamansa Orhan Veli'den dem vurur. Yani o bu kitabında öyle tekdüze taraf yazar ve onların anlayışlardan bahsetmez. Kimi zaman şiir ve şairlikten, roman ve romancılıktan, kimi zamansa Türk siyasi tarihinden bahseder. Bu kitap bir inceleme, tahlil kitabı değil elbette. Fakat okuduğunuzda, Sol fraksiyon ve Sağ fraksiyon yazarların edebi anlayışlarından da izler göreceksiniz. Yani, sosyal ve siyasal yaşam denkleminde edebiyatçıların eserlerini ne türde, nasıl bir üslupla yazdıklarını hissedeceksiniz. Attilâ İlhan'ın romancı ve şair kişiliğini, bu deneme türüne yakın eserinin her satır aralarında hissedeceksiniz. Bir roman okumuyorsunuz ya da bir şiir ama okuduğunuz bu eser; tarihi ve edebi gerçekçilikle sanatsal, sade bir üslupla yazılmış mükemmel bir eser. Her edebiyat öğrencisinin baş ucu kitabı olmalı. Kendine ''entelektüelim' diyen insanların mutlaka okuması gereken bir eser. Attilâ İlhan'a okurken kimi zaman kızacaksınız, kimi zaman eleştireceksiniz fakat genel anlamda onun sanat anlayışını, dünyaya ve edebiyatımıza bakış açısını çok seveceksiniz.
Hangi EdebiyatAttila İlhan · İş Bankası Kültür Yayınları · 2011174 okunma
Farklı açıdan bakan yazar
Puan vermedi·426 syf.··
2025 18. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 22 Ağustos 2025 16:07
Attilâ İlhan bu kitapta Cumhuriyetin ilk yıllarındaki edebiyat ve edebiyatçıları değerlendiriyor. Attilâ İlhan 1949–1951 yılları arasını Pariste geçirmiş ve Fransız edebiyatı ve sinemasını incelemiş, Fransız edebiyat çevreleriyle oturup kalkmış. Bir Türk insanı olarak eksik kaldığı yönleri belirlemiş ve yeni okumalara başlamış. Bu kitapta Türk edebiyatına hem içeriden hem de dışarıdan bakarak bu kitapta pek çok düşüncesini ifade ediyor. Oldukça dengeli bir üslupla, 1930’lar, 40’lar, 50’ler, 60’lar, 70’lerin yazarlarına bazı eleştiriler getiriyor. Sanki okurunu kışkırtarak okurun: “bir dakika, ama orada şöyle de düşünülebilir” demesini bekliyor. Değindiği, benim de dikkatimi çelen bazı yazarlar: Reşat Enis, Cahit Uçuk, Orhan Veli, Yılmaz Gruda, Fikret Hakan sayılabilir. Orhan Veli ve Garipçiler ile ilgili yorumu halkında, eğer İlhan hayatta olsaydı kendisine bir soru sormak isterdim. Bazı önemli konuları tartışmaya açıyor: Orta sınıfın yabancılaşması, Deli Petro’nun temel hatası, Rus ve Türk modernleşmesindeki benzerlik, bir eser ortaya konurken dikkat edilecek perspektif, İnönü döneminin desteklediği yazar grupları ve diğer yazar grupları, Batı eserlerinin Türkçeye tercümesi kadar eski Türk eserlerinin de günümüz Türkçesine çevrilmesi (örneğin Katip Çelebi’nin Cihannûmâ’sı) gibi konular. Özetle; güzel bir üslup, farklı bir bakış açısı, okunup katılmadığımız düşünceleri arkadaşlarımızla tartışabileceğimiz güzel bir kitap.
Felsefe-Düşünce
Hangi EdebiyatAttila İlhan · İş Bankası Kültür Yayınları · 2011174 okunma
Puan vermedi·426 syf.··
2015 385. kitabı
Attila İlhan edebiyatla ilgili görüşlerini bu kitapta harmanlamış.
Şiir
Hangi EdebiyatAttila İlhan · İş Bankası Kültür Yayınları · 2011174 okunma

Yazar Hakkında

Attila İlhanYazar · 61 kitap
Attilâ İlhan (15 Haziran 1925 - 10 Ekim 2005), Türk şair, romancı, düşünür, deneme yazarı, gazeteci, senarist ve eleştirmen. Aydın çalışmalarıyla Türk edebiyat ve düşünce dünyasına önemli katkıları olmuştur. 15 Haziran 1925'te İzmir, Menemen'de doğdu. İlk ve orta eğitiminin büyük bir bölümünü İzmir ve babasının işi dolayısıyla gittikleri farklı bölgelerde tamamladı. İzmir Atatürk Lisesi'nin birinci sınıfındayken mektuplaştığı bir kıza yazdığı Nazım Hikmet şiirleriyle yakalanmasıyla 1941 Şubat'ında, 16 yaşındayken tutuklandı ve okuldan uzaklaştırıldı. Üç hafta gözaltında kaldı. İki ay hapiste yattı. Türkiye'nin hiçbir yerinde okuyamayacağına dair bir belge verilince, eğitim hayatına ara vermek zorunda kaldı. Danıştay kararıyla, 1944 yılında okuma hakkını tekrar kazandı ve İstanbul Işık Lisesi'ne yazıldı. Lise son sınıftayken amcasının kendisinden habersiz katıldığı CHP Şiir Armağanında Cebbaroğlu Mehemmed şiiriyle ikincilik ödülünü pek çok ünlü şairi geride bırakarak aldı. 1946'da mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne kaydoldu. Üniversite hayatının başarılı geçen yıllarında Yığın ve Gün gibi dergilerde ilk şiirleri yayımlanmaya başladı. 1948'de ilk şiir kitabı Duvar'ı kendi imkânlarıyla yayımladı. Paris yılları 1948 yılında, üniversite ikinci sınıftayken Nâzım Hikmet'i kurtarma hareketine katılmak üzere ilk kez Paris'e gitti. Bu harekette faal olarak yer aldı. Fransız toplumu ve orada bulunduğu çevreye ilişkin gözlemleri daha sonraki eserlerinde yer alan birçok karakter ve olaya temel oluşturmuştur. Türkiye'ye geri dönüşünde başı sık sık polisle derde girdi. Sansaryan Han'daki sorgulamalar ölüm, tehlike, gerilim temalarının işlendiği eserlerinde önemli rol oynamıştır. Şair bu gerilim havasını ilk şiirlerinde olmasa da özellikle Bela Çiçeği gibi kitaplarında eski günlerini yâd ettiği ya da eleştirdiği şiirlerini yayımladı. Birkaç kez gözaltına alındı. Attilâ İlhan, "Kaptan" lakabının kendisine Paris yıllarında bir dönem sakal bırakması üzerine arkadaşları tarafından yakıştırıldığını belirtmiştir. Lakabın yayılmasında beş bölümden oluşan Kaptan şiiri etkili olmuştur. İstanbul-İzmir-Paris üçgeni 1951 yılında Gerçek gazetesinde bir yazısından dolayı soruşturmaya uğrayınca Paris'e tekrar gitti. Fransa'daki bu dönem, Attilâ İlhan'ın Fransızcayı ve Marksizmi öğrendiği yıllardır. 1950'li yılları İstanbul-İzmir-Paris üçgeni içerisinde geçiren Attilâ İlhan, bu dönemde ismini yavaş yavaş Türkiye çapında duyurmaya başladı. Yurda döndükten sonra, Hukuk Fakültesi'ne devam etti. Ancak son sınıfta gazeteciliğe başlamasıyla beraber öğrenimini yarıda bıraktı. Sinemayla olan ilişkisi, yine bu dönemde, 1953'te Vatan gazetesinde sinema eleştirileri yazmasıyla başlamıştır. Sanatta Çok Yönlülük 1957'de gittiği Erzincan'da askerliğini yaptıktan sonra İstanbul'a dönüş yapan Attilâ İlhan, sinema çalışmalarına ağırlık verdi. On beşe yakın senaryoya Ali Kaptanoğlu adıyla imza attı. Sinemada aradığını bulamayınca, 1960'ta Paris'e geri döndü. Sosyalizmin geldiği aşamaları ve televizyonculuğu incelediği bu dönem, babasının ölmesiyle birlikte yazarın İzmir dönemini başlattı. Sekiz yıl İzmir'de kaldığı dönemde, Demokrat İzmir gazetesinin başyazarlığını ve genel yayın yönetmenliğini yürüttü. Aynı yıllarda, şiir kitabı olarak Yasak Sevişmek ve Aynanın İçindekiler dizisinden Bıçağın Ucu yayımlandı. 1968'de Biket İlhan ile evlendi, 15 yıl evli kaldı. İstanbul'a dönüş 1973'te Bilgi Yayınevi'nin danışmanlığını üstlenerek Ankara'ya taşındı. Sırtlan Payı ve Yaraya Tuz Basmak'ı Ankara'da yazdı. 1981'e kadar Ankara'da kalan yazar Fena Halde Leman adlı romanını tamamladıktan sonra İstanbul'a yerleşti. İstanbul'da gazetecilik serüveni Milliyet (2 Mart 1982 - 15 Kasım 1987) ve Gelişim Yayınları ile devam etti. Bir süre Güneş gazetesinde yazan Attilâ İlhan, 1993-1996 yılları arasında Meydan gazetesinde yazmaya devam etti. 1996 yılından 2005 yılına kadar köşe yazılarını Cumhuriyet gazetesinde sürdürdü. 1970'lerde Türkiye'de televizyon yayınlarının başlaması ve geniş kitlelere ulaşmasıyla beraber Attilâ İlhan da senaryo yazmaya geri döndü. Sekiz Sütuna Manşet, Kartallar Yüksek Uçar ve Yarın Artık Bugündür halk tarafından beğeniyle izlenilen diziler oldu. İlk romanı Sokaktaki Adam yayımlandığında 10 roman yazmıştı. Bunlar hiç gün ışığına çıkmadı. Attilâ İlhan bunun sebebini bir söyleşide şöyle açıklıyor: "... birçok roman yazdım daha önceden. Ama neden yayınlamadım? Çok akıllıca bir sebebi vardı. Çünkü biliyorum ki yazarlar ilk romanlarında kendilerini anlatırlar. O da romancılık değildir. Günlük tutmaktır." (Düşün, Haziran 1996). Roman serüvenine başladığında döneminin diğer yazarları daha çok yerel ve kırsal olayları, kişileri işlerken Attilâ İlhan şehir insanını Türkiye'nin yakın dönem tarihini siyasal, ekonomik ve sosyal yanlarıyla ele alan bir yapı içerisinde işliyordu. Sadece İstanbul ve İzmir gibi Türkiye'nin büyük şehirlerini, işlediği dönemin yaşam tarzını, ekonomik ve sosyal sorunlarını kahramanlarının gözüyle yansıtmakla yetinmiyor; aynı zamanda, batı kültürünün Türkiye'ye ne şekilde yansıdığını, olumlu ve olumsuz etkilerini, çizdiği karakterlerle ve Avrupa'daki şehirlerle örtüşen bir yapı içerisinde inceleniyordu. Hazırlık ve arayış dönemi Romanda "hazırlık ve arayış dönemi" diye nitelendirilebilecek dönemde, yayımladığı Sokaktaki Adam ve Zenciler Birbirine Benzemez'de yazarın Paris'te yaşadığı yıllara ait deneyimlerinin ve gözlemlerinin karakterlere yansıdığı görülür. Yazıldığı yıllarda Türkiye'deki Batılılaşma uğruna toplumdan kopan kişilerin bocalamaları Sokaktaki Adam'da ele alınırken, Zenciler Birbirine Benzemez'de Avrupa'da komünist ve antikomünist mültecilerle karşılaşan, hayal kırıklığına uğramış bir devrimci anlatılır. Her bölümün farklı bir karakterin ağzından aktarıldığı Sokaktaki Adam, Attilâ İlhan'ın edebiyatımıza getirdiği yeni bir söylem olarak alınabilir. Daha sonraki romanlarında da görüleceği gibi, diyalektik bir yaklaşımla işlenen olaylarda kahramanlar güçlü ve zayıf yanlarıyla okura ulaşır; birbirlerini suçlamaz ve okuyucuda ön yargı oluşturmazlar. Attilâ İlhan, Zenciler Birbirine Benzemez için şunları söylemiştir: "Kitap 'soğuk savaş'ın en belalı döneminde yazıldı, yayınlandı. Çok ikircikli bir sorunu tartışıyordum. Romanın kahramanı, İstanbul'daki ve Paris'teki 'solcu' çevrelerle düşüp kalkıyor, bunlarla ilişkilerini ve tartışmalarını anlatıyordu, her şeyi olduğu gibi yazmak, romanın yayımlanmasından vazgeçmekle eşitti. Bu bakımdan, içeriğine hafif flu bir hava verdim." Romanın dilinin farklılığını ise yazıldığı dönem içerisinde yoğun Fransızca çalışmasına bağlayan yazar, bazı cümleleri Fransızca düşünüp Türkçe yazmıştır. Olgunluk dönemi Yazarın "olgunluk dönemi" diye tanımlanabilecek edebiyat süreci Kurtlar Sofrası ile başlar. Sokaktaki Adam'da ne istediğini değil, ne istemediğini bilen biri anlatılırken; Zenciler Birbirine Benzemez'de Mehmed-Ali istedikleri ile istemedikleri arasında mütereddit bir karakteri yansıtmaktadır. Oysa Kurtlar Sofrası'nda Mahmud ne istediğini çok iyi bilen bir karakteri çizer. Bu üç romanıyla Attilâ İlhan Türk aydınına farklı açılardan bakar, fikirlerini diyalektik-materyalist bir sentez içinde derleyerek Türkiye için bir sentez önerir – ki sonradan yazdığı yedi kitaplık Aynanın İçindekiler serisi de bu zemine oturmaktadır. Bıçağın Ucu, Sırtlan Payı, Yaraya Tuz Basmak, Dersaadet'te Sabah Ezanları, O Karanlıkta Biz, Allah'ın Süngüleri: Reis Paşa ve Gazi Paşa bu seriyi oluşturan romanlardır. Her romanda yer alan karakterler, Türkiye'nin tarihinde köşe başlarını oluşturmuş dönemlere ayna tutan aydınlardır. Tarihi olaylar, politik ve sosyal dengelerle ele alınır. Birbirleriyle bağlantısı olan karakterlerden her biri bir romanda ön plana çıkar ve olaylar onun gözlemleriyle aktarılır. Bu serinin bütünü irdelendiğinde yine, yazarın Türk aydınına yakın tarihimize bir bakma şansı tanıdığını ve kendi toplumcu-gerçekçi bakış açısıyla önergeler sunduğu görülür. Ölümü Attilâ İlhan ilk kalp krizini 1985 yılında geçirdi. Bu tarihten sonra kardiyolojik sorunları devam eden İlhan'ın 2004'ten itibaren sağlık durumu daha da bozuldu. 10 Ekim 2005'te İstanbul'daki evinde geçirdiği ikinci kalp krizi sonucu hayata veda ettiğinde 80 yaşındaydı. Tiyatro ve sinema sanatçıları Çolpan İlhan'ın ağabeyi ve Kerem Alışık'ın dayısıdır. 2003 Sertel Demokrasi Ödülü'ne layık görülmüştür. 1946 CHP Şiir Yarışması İkinciliği, 1974 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü Tutuklunun Günlüğü ile, 1974 Yunus Nadi Roman Armağanı Sırtlan Payı ile, vefatından sonra 2007 yılında kurulan Attilâ İlhan Bilim Sanat Kültür Vakfı çalışmalarına devam etmektedir. Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Attilâ_İlhan