Yekda

Yekda
Sesini değil sözünü yükselt. Yağmurlardır yaprakları büyüten , gök gürültüleri değil.
Msc.Civil Engineer
88 okur puanı
Ekim 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Tüm duyularımızın toplamından da yoğun kavramlar her nasılsa sözcüklere teslim ediliyor, Türümüzün en karmaşık ve en zengin deneyimlerinden biri olan aşkta örneğin ,seni seviyorum sözcükleri bakıştan, temastan, kokudan ve aşkı ifade eden çeşitli seslerden çok daha büyük önem kazanmıştır .Duygularımızın ortak yaşanmışlığı aracılığı ile aşkı paylaşmaktansa ona sözcüklerle sahip çıkmaya çalışıyoruz.Duygularımızın ortak yaşanmışlığı aracılığıyla aşkı paylaşmaktansa ona sözcüklerle sahip çıkmaya çalışıyoruz.Her aşk farklı olduğuna göre( farklı kokular fark dokunma biçimleri farklı psikolojik roller), her aşkta paylaşılan sözcüklerde farklı olur diye düşünüyor insan.Ama hayır kalıp sözcükler yaşadıklarımızdan daha önemli ve seni seviyorum tümcesinde ki totaliter sahiplenme tüm aşk deneyimlerini standartlaştırıyor. Aşkı nicelleştiriyor.Bu tümceyi aşkın aritmetiği dökmek için kullanıyoruz ben üç kere aşık oldum. Peki ya aşkın karşılığı olan hiçbir sözcük olmasaydı ? O zaman aşk olmayacak mıydı yani? Aşk sözden önce de vardı.
Sayfa 36·Kitabı okudu
Felsefe
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖

Yekda

, bir kitap okudu
9/10
·352 syf.·
Beğendi
·
19 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2020 23:14
·
2020 6. kitabı
George Orwell
8.5/10 · 200,5bin okunma
Eskiden, hiyerarşik toplum düzeninin gerekliliği, özellikle Yüksek kesimin öğretisiydi. Krallar ve aristokratlar ve onların asalakları rahipler, hukukçular ve benzerleri tarafından savunulmuş ve ölümden sonra düşsel bir dünya vaatleriyle yenir yutulur hale getirilmişti.
Siyaset
Gel gör ki, zenginliğin genel yükselişinin hiyerarşik bir toplumun ortadan kaldırılmasını tehlikeye düşürdüğü, ama aslında hiyerarşik toplumun bir anlamda ortadan kaldırılması demek olduğu da açıktı. Belli ki, herkesin daha az çalıştığı, yeterince yiyecek bulduğu, banyosu ve buzdolabı olan bir evde yaşadığı, bir arabası, hatta uçağı olduğu bir dünyada, eşitsizliğin en belirgin, belki de en önemli biçimi ortadan kalkmış olacaktı. Zenginlik, bir kez genelleşti mi, ayrım tanımayacaktı. Hiç kuşku yok ki, kişisel mülk ve lüks anlamında zenginliğin eşit bir biçimde dağıtılacağı, buna karşılık iktidarın küçük bir ayrıcalıklı zümrenin elinde toplanacağı bir toplum düşünmek mümkündü. Ama böyle bir toplum uygulamada uzun süre ayakta kalamazdı. Çünkü boş vakit ve güvenlik herkesçe paylaşıldığında, yoksulluğun serseme çevirdiği geniş kitleler okuryazar olacak, kendi başına düşünmeyi öğrenecek, o zaman da hiçbir işe yaramadığını sonunda fark ettiği ayrıcalıklı azınlığı ortadan kaldıracaktı. Hiyerarşik toplumun varlığı, uzun sürede, ancak yoksulluk ve cehalete yaslanarak sürebilirdi.
Siyaset