İyi baba diye bir şey olamaz, çünkü babalık görevi başlı başına kötü bir şeydir. Sert babalar, yumuşak babalar, anlayışlı babalar - al birini vur öteline. Bize kendi aşağılık komplekslerini yüklemeye ve yolumuzu kesmeye çalışırlar. Kendi gerçekleştiremedikleri özlemlerini, öfkelerini, ülkülerini, kimseye açmadıkları güçsüzlüklerini, günahlarını, baldan tatlı düşlerini ve kendilerinin hiçbir zaman uygulama yürekliliğini göstermedikleri yaşam ilklerini- bütün bu sürpüntüleri bizim omuzlarımıza yüklemek isterler! Benimki gibi, en umursamaz, en ilgilisiz babalar bile ötekilerinden farklı değildir. Çocuklarıyla hiç ilgilenmedikleri için vicdan azabı çekerler ve çocuklarının bu acıyı anlamasını, kendilerine acımasını beklerler!
“Köle, daha önce seni ikna etmeye çalıştım, fakat gösterdiğim tenezzüle layık olmadığını ispat ettin. Gücün bende olduğunu unutma. Simdi sefil halde olduğunu sanıyorsun ama seni öyle rezil rüsva ederim ki, gün ışığının bile nefretini kazanırsın. Sen benim yaratıcımsın ama ben senin efendinim. İtaat et!”