Mutsuz zamanlarında her şey hakkında konuşabileceğiniz insanlar tanıyor olmak, bir mutluluktur. Samimi bir sohbet, sanki laf arasında, esas mesele haline gelmeden, ruhsal bir anlam kazandırır insana. Konuşmanın yardımı olur insana, susmanın değil; meğer ki birbirini konuşmadan anlayan insanların suskunluğu olsun. Fikri düzeyi yüksek bir konuşma olması gerekmez, havadan sudan sohbet ile de anlamlıdır. Her konuşma, ehemmiyetsiz de olsa, bir ilişkiye düğüm atar.
Gerek melankoli hali gerekse depresyon hastalığının intihar fikriyle el ele vermesi ender değildir. Fark şuradadır: melankolikler bu fikirlerle oynayıp dururlar, intihar üzerine sonu gelmez düşünceler kurarlar, intihar lehine ve aleyhine akıl yürütmelerle çok ilgilenirler. Depresyon hastalığı çeken insanların ise bu fikirle oynamadan ve lehte aleyhte savlarla hiç ilgilenmeden, günün birinde ölümcül bir kararlılıkla ne yapıp son adımını atmaları ihtimali daha yüksektir.
Kitaba başlamamla ne ara bitirdiğimi fark etmedim, bitirdiğimde ise büyük bir burukluk yaşadım.
Üsküdar’da bulunan nice sohbetlerin, nice dostlukların, nice tefekküre şâyan ibretlerin yaşandığı, nice mânevi hisleri aşikar eden yaşanmışlıklarla o attar dükkanı ve müdavimlerinin anlatıldığı bu eseri büyük bir coşkuyla okudum.
(Prof. Dr. Ahmed Yüksel Özemre Türkiye’nin ilk atom mühendisidir, 26 Haziran 2008 yılında vefat etmiştir.)
Hoş bir tevafukla karşılaştığım ve okumamın nasip olduğu bu eseri ziyadesiyle sevdim. Bazen okumak adına plan yapmadığım, aniden okuduğum ve sevdiğim böylesine değerli eserleri keşfetmeye bayılıyorum.
Tasavvufa ilginiz varsa veya anı okumayı seviyorsanız tavsiye ederim.