Fışkıran suyu titreten rüzgar, yankıların gizemli oynaşması, suyun çarptığı taşların çıkardığı değişik sesler, sürekli konuşan bir insan sesi oluşturuyordu: Bizim yaşamımıza değin sözler söylüyordu, hep anlayacak gibi olup bir türlü seçemediğimiz sözlerdi bunlar.
Her insan aldanır; derviş tespihle, âlim bilgiyle, sûfî zikirle, avam ibadetle, tüccar infakla,… eskiler her şey zıddıyla münkeşif olur, derler. Neyin hayalini kalbinde, zikrini dilinde taşıyorsan onun zindanında yaşıyorsun demektir.
Sürekli keyif saçmak isteyen birisine bir müddet sonra bizzat kendisinden gına gelir. Her ateş söner bir noktada, o zaman yapacağınız tek şey külleri karıştırıp yakılabilir bir şeyler bulmaya çalışmaktır.
Mutsuz zamanlarında her şey hakkında konuşabileceğiniz insanlar tanıyor olmak, bir mutluluktur. Samimi bir sohbet, sanki laf arasında, esas mesele haline gelmeden, ruhsal bir anlam kazandırır insana. Konuşmanın yardımı olur insana, susmanın değil; meğer ki birbirini konuşmadan anlayan insanların suskunluğu olsun. Fikri düzeyi yüksek bir konuşma olması gerekmez, havadan sudan sohbet ile de anlamlıdır. Her konuşma, ehemmiyetsiz de olsa, bir ilişkiye düğüm atar.