' Ne kadar ilginçtir ki, bazı anılar insanı nerede olursa olsun, alır götürür her şeyin başladığı yere. Eve! Herkesin bir şekilde bir evi olmuştur. Ve her şey orda başlar. Kapılarının kilitlenmesinin hoş görülmediği o evlerde. Samimiyetin bozdurulup harcanabileceği o evlerde. Herkesin, birbirini dinlediği ama duymadığı bir evi olmuştur elbet! '
"Yargılar isabetsiz hale gelir. Çözdüğünü ya da uyanışından yatağına dönüşüne kadar bir gün boyunca neler yaptığını tahmin ettiğini sandığın insanları aslında ne kadar az tanığını fark edersin. Ve yıllar boyunca sadece kendini çift hatta daha fazla sayıda hayat sahibi gördüğünden, şaşırırsın bir benzerini başkalarının da yapabilmesine. Hatta senden yüz kitap daha cahillerin aklından geçenleri okuyamadığın için utanırsın kendinden."
"Hayır, ondan nefret etmek istemem. Onu unutmak da istemiyorum. Ondan nefret edersem, onu unutursam ne yapacağım? Hayatımın boşluğunu nasıl dolduracağım? Her şeyden bıkıyorum. Her şeyden tiksiniyorum. Okumak iştahını da kaybettim. Fikir ve sanat davaları da artık bana heyecan vermiyor. Montparnasse'deki Rus ihtilalcilerin materyalist nazariyeleri, bende kol kanat bırakmadı. Artık, dünyada, yüksek ve ulvi hiçbir şeye inanamıyorum. Bir sevgi, beni inkar berzahında ta intihara kadar gitmekten kurtarabilirdi."