Ah Pervin kıyamam sana hayatın gerçekleriyle çok erken yüzleştin. Kalbi kırılıp tüm dünyaya düşman olan ne ilk kadınsın ne de son… keşke İzmir’e döndükten sonraki hayatını da okuma şansımız olsaydı tadı damakta kaldı
Kitap mı beni bitirdi ben mi kitabı bitirdim bilmiyorum. Toplumun kanayan yaralarına bu denli derinden parmak basan başka bir kitap daha yoktur. Ama tavsiyem kesinlikle mentaliniz sağlamsa okuyun
İlk 10 sayfa hiçbir şey anlamadığım, okudukça bu kitabı yazan insansa bizler neyiz diye düşündüğüm, farklı farklı alemlere dalıp dalıp çıktığım lezzetli bir kitaptı.
Bir solukta okuyup, bitirdiğinizde tüylerinizi diken diken edecek bir kitap. Bir ölüm tasviri. Hem de ölüm döşeğindeki bir adamın dilinden. Sonlara doğru şöyle bir cümle geçiyor “Ya gerçekten de yaşamam gerektiği gibi yaşamadıysam, bilinçli seçtiğim yaşamım yanlışsa?..” Ölümün soğuk yüzü tüm bedenini sarmışken bir de üstüne hayatını yaşayamamış olmanın verdiği pişmanlık ekleniyor, acılarına acı katıyor bu düşünceyle.. Okuyun ve hayatınızı bir sorgulayın.
An itibariyle kitabı bitirdim. Spoilere girer mi bilmiyorum ama kitabın sonuna geldiğimde boğazıma bir şey oturdu. Bir hayatı sorgulama başladı. En son Martin Eden’i okuduğumda böyle olmuştum. Güzel kitap lakin verilmek istenen mesaj neydi onu pek anlayamadım. Birden fazla sonuç çıkarılabilir ama net bir şekilde bu anlatılıyordu diyemem. Tekrar okur muyum okumam. Bittiğinde insana garip bir huzursuzluk çöktüren kitapları pek sevemiyorum.