Görmediğiniz tanımadığınız; yarım kalmış hikâyesini işittiğiniz birine aşık olabilir misiniz? Üstelik sizin yanlış tanıdığınız bir inanışa sıkı sıkıya bağlıysa.. ulaştığınız vakit onun gözlerinden aslında neye ihtiyacı olduğunu anlayabilir misiniz?
Bekleyebilir misiniz ne pahasına olursa olsun? Olabilir misiniz başkası? İster misiniz sizi sevdiği yerine koysun bukadar alçalır mi ruhunuz?
Aşk bu değil midir zaten sevdiğin uğruna başkası olmayı bile kabul etmek ...
Kitabın kurgusu hoşuma gitti ,güzel düşünülmüş bir macera...
Lakin dili hoşuma gitmedi içine çekildim sanki; yok oldum satırlarda...( çevirmeden kaynaklı da olabilir.)
Entelektüel kesim üzerinden fantastik yargılarla çerçevelenmiş başarılı kurgu
Ah Dilber, ah küçük yavrum. Ne hüzünler sığdırdın minik yüreğine. Sevmek sevilmek ne de yakıştı halbuki sana. Layık görüldüğün şey hor görülmüş bir esir olmak mı?
Bir aşk bu kadar uzak olabilir miydi insana?
Yoksa kendimden uzak tutan ben miydim
Bu büyü de neydi?
Aşk bu muydu yani
Kendini unutmak
Seni unutacak biri için kendini unutmak
Dostoyevski yalın bir dille yazdığı bu kitap ne kadar rehavet görmemiş olsada benim gönlümde güzel bir yere sahip.
Herkese merhaba ;
resimlerinden dolayı okumaya başlarken 'acaba çocuk kitabı mı okuyorum ben' demekten kendimi alamadığım ama okudukça bu düşüncem için pişman olduğum kitaptır Martı Jonathan.
Bana düşündürdüğü şeyler de tam olarak aşağıdaki şekilde ;
Bir insan neden pes eder?
Hangi umuda tutunarak hayallerinin peşinden gider?
Bu yolda asıl destekçisi kimdir?
Bu gibi soruları Jonathan 'a yükleyerek anlatmış aslında yazar.
Siz ne yaparsanız yapın eğer yapmaya çalıştığınız şey toplumda alışageldik değilse
' sahneden çekil (!) '
Derler tabi!
Lakin unutulan bir şey var;
"Kendine yaslanan dik yürür efendim"
Bu yüzden onların ne düşündüğünün zerre önemi yok.
Senin hayallerin
Senin hayatın
Senin tarzın
Senin umutların
Hepimiz birer Jonathanız aslından
ama hepimiz martı Jonathan değiliz.
O ne dedi şu ne dedi bu ne dedi BOŞVER
ne deseler desinler senin hayatın ve senin arzuların bu
Pes etme, unutma tarih sahnesi pes edenlere yer vermiyor sahnesinde, hatta çok çabuk siliyor pes edeni.
Şunu da unutma ki sen yaparsan senden esinlenen de yapar.
Hayallerinizin hep sizinle var olması dileğimle