Geçen sene Praga, yani Franz Kafka'nın şehrine seyahat etme imkanım olmuştu ve hatta Franz Kafka müzesine de uğramadan dönmek istememiştim okuduğu kitaplarından etkilenip ve babasına yazdığı mektubun örneğini de görme imkanım olmuştu.
Babası ile arasında sorunları olduğunu da bilmeme rağmen bu kitabı okumadan önce babası ile ilişkisi hakkında bu kadar detaylı bilgiye sahip değildim. Birazda Kafkanın kitaplarındaki karamsarlığı, o kasveti Pragın o kapalı karamsar havasından kaynaklı olabileceği bile düşündüm. Aslında ne kadar yanıldığımı çok iyi anladım bu kitabi okuduğumda meğerse Kafkanın kitapları bence kendi yaşamından çıkagelmiş.
Sanırım Kafkanın kitaplarını anlamak için önce Kafkayı anlamak gerektiğini fark ettim bu kitapla. Çünkü kendi adıma "Babaya Mektup'u" okuyunca keşke Kafkanın ilk olarak bu kitabını okusaymışım oldum belki diğer kitapları da bu gözle bakarak daha farkında olarak okuyabilirdim özellikle "Dönüşüm" isimli eserinde bir sabah uyandığında bir böcek olarak uyanmasını şimdi daha iyi anlamlandırabiliyorum.
Babasının baskın bir karakter olarak Kafkanın gelişimini nasıl etkilediğini, Kafkanın aslında kendi iç dünyasında yaşadığı sıkıntıları anlatan bu kitap diğer yandan bize yazarın nasıl ince bir ruha, nasıl hassas bir yapıya sahip olduğunun fikrini de veriyor. Bu kitabı okudukça Kafkanın aynı zamanda nasıl iyi bir gözlemci olduğunun da farkına vardım. Babasının yaptığı hataları bir bir gözleri önüne sermesi tabi diğer yandan kendi açısındanda kendinin eksikliklerini bir bir sıralaması olaylara hep kendi gözünden, hem de babasının gözünden bakabilmesi ayrı bir güzellik bence.
Son olarak üniversitesilerin Çocuk gelişimine ilişkin bölümlerinde öğrencilere tavsiye edilen bir kitap mı bilmiyorum ama bence değilse bile önerilmesi gereken bir kitap.