Dünya edebiyatının etkili öykücüsü Mark Twain, bu sefer alışılmışın dışında bir düşünce kitabıyla karşımıza çıkıyor. Seçtiği konu ise insanlık tarihi kadar eski… İnsan Nedir?
Bu sorunun cevabını Mark Twain gözünden yorulamadan önce elimde bulunan Dedalus Yayınevi’nin kitap üzerindeki inisiyatiflerinden bahsedelim. Kitaba bir ön söz hazırlanmamış onun yerine kitabın arka kapağında kısa bir bilgilendirme yazısıyla yetinilmiş. Çeviri konusunda olumlu işler yapılmış olsa da yapraklarda bir sonraki yaprağın yazılarının görünmesi kitabı okurken gözü fazlasıyla yoruyor. Bu fiziksel zorluğu aştıktan sonra kitabın bize sunduğuna değinecek olursak;
Mark Twain, İnsan Nedir? Sorusuna yanıt aradığı kitabında insanı dış etkilerin şekillendirdiği iradesiz bir makine kurgusunda ele almıştır. Bu yaklaşımıyla I. Dünya Savaşı sıralarında ortaya çıkan ve bir eğitim kuramı olan davranışçı eğitim felsefesinin elden düşürülmeyecek başucu kitabı olabilir. Twain’e göre kişi öncelikle kendi iç efendisini düşünür ve onu memnun etmek en önemli görevidir. Bu iç efendiyi besleyen dış etkenlerdir ve insan kendi başına hiçbir şeyi tasarlamamıştır. Çevre, doğumuyla birlikte gelen insan potansiyelinin üst limite ulaşmasını sağlar. İnsan iyi veya kötü değildir, dış etmenler onu içindeki potansiyele göre bir noktaya taşır. İnsan düşüncesinde olan her şey Twain’in tabiriyle ikinci el bir düşüncedir. İnsan hiçbir şeyi sıfırdan üretmez sadece keşfeder. Bu görüşte Shakespeare bile üretici rolde değildir sadece iyi bir gözlemcidir.
Ancak Twain Tanrı’ya hakkını teslim eder ve bu muhteşem makinenin yaptığı her şeyin övgüsünün Tanrı’ya ait olduğunu söyler. “Ben insanı makineye dönüştürmedim, Tanrı onu makine olarak yarattı.”
Düşüncelerini bir yaşlıyla bir gencin konuşmaları çevresinde okuyucuya taşıyan Twain,
Faust, Goethe’nin altmış(60) yılına mal olmuş bir ömür tragedyasıdır. Yirmili yaşlarda yazmaya başladığı eseri kendisiyle beraber büyümüş, olgunlaşmış ve yaşlanmıştır. Elimizden geldiğince okuyucuya içerikle ilgili çok ipucu vermeden bu emeğin meyvesi üzerinde durmaya çalışacağız.
Elimdeki baskı Doğu Batı Yayınlarının tam metin baskısıdır. Bundan dolayı incelememi de bu baskı temelli yapacağım. Öncelikle kitabın sekizinci baskısı için hazırlanan kapak, iki ayrı ressamın çiziminin bir zemin üzerinde birleşmesinden oluşuyor. Kitabın kapağı mistik bir yolculuğun antik patikasına açılan kapıyı başarılı bir şekilde betimlemek için tasarlanmış. Kitabın ön sözü kitabın çevirmeni İclal CANKOREL tarafından yazılmış. Faust için yazılabilecek en iyi ön sözlerden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Ön söz, kitabın içeriği ve anlaşılması açısından rehber olacak şekilde tasarlanmış. Çevirmenin kitabın okunmasını kolaylaştıran katkısı ön sözle de sınırlı kalmamış. Faust içerisinde okuyucunun bilmesi gereken bilgiler titizlikle hazırlanmış ve dipnot olarak gerekli sayfaların altında belirtilmiş. Titiz bir çeviriyle karşılaştığımız söylenebilir. Yayıneviyle ilgili tek olumsuz yan ise baskı için kullandığı kağıt olabilir. Okuduğunuz yaprağın zemininde bir arka yaprağın sözcükleri beliriyor. Bu da kitabı okurken gözü yoruyor. Yayınevi çeviri kalitesi ve metni bu şekilde gölgelememek adına bu durumu ele alıp düzeltmeli.
Faust’un içeriğine gelirsek. Faust, iki ayrı bölümden müteşekkil olarak yazılmış. Faust I biraz daha anlaşılır ve arayışta olan bir ruhun Tanrı’nın izniyle şeytanla anlaşması üzerinde durulmuş. Şeytan yani Mephisto ile anlaşan Faust, sırasıyla içki ortamına girme, yaşlılığın ağırlığı üzerine büyü ile otuz sene gençleşme, zina, cinayet evrelerini yaşar. Bizde ki