Bizler mahkûmuz ve içimizden bunu bilenler seslerini duyuramıyorlar, duyurabildiklerinde ise suskunluğu korumayı tercih ediyorlar. Sağırlara vaaz
vermek ve körlerin gözünü açmak neye yarar? Onları sürükleyip götüren hareketin içinde sebat göstermelerini engelleyebilir miyiz? Dosdoğru en korkunç
geleceğe doğru gidiyoruz, bu gelecek bugünden yarı
na başlayabilir, daha biz başımıza geleni işitmeden
kendimizi oraya gömülmüş bulacağız, içinde yaşanamayan evrende umutsuzca ölmekten başka bir se
çenek kalmayacak bize. İnsanlar toprağa sahip olmak
için savaşıyorlardı, yarın suya sahip olmak için birbirlerini gırtlaklayacaklar, havamız kalmadığında,
harabelerin ortasında soluk alabilmek için boğazlayacağız birbirimizi. Bilimden mucizeler gerçekleştirmesini bekliyoruz, yakında ondan imkânsızı isteyeceğiz, ama bilim ihtiyaçlarımızın gerisinde kaldı ve
asla ihtiyaçlarımıza yetmeyecek, yeryüzünde cenneti isteyemeyecek kadar çoğuz, milyarlarcayız; bilimimizin yardımıyla, salak çobanlarımızın sultası altında cehennemi kaçınılmaz kılıyoruz. Gelecekte, tek
uzgörüşlülerin Anarşistler ve Nihilistler olduğu söylenecektir.
Çünkü ahlakın ve imanın bedeli, çok fazla çoğalmış ve insanın Cehennem’i olmuş beşer varlığıdır.
Bu bize ahlakın hiçbir anlamı olmadığını ve imanın
tanrısal olmadığını göstermektedir; her ikisi de efendilerimizin hizmetindedir, bizim en berbat düşmanı
mız bizi yöneten efendilerdir. Efendilere köle gerekir, köleler ne kadar çoksa efendiler de o kadar çok
zenginleşir, yeter ki kadınlar doğursun ve çocuklar
doğsun, gerisi vız gelir onlara, nüfusun azalması onların yıkımı olacağından evrenin parçalanmasını tercih ederler, -dünyayı kurtaracak olan- hareketin durması onların zararmadır. Bizler bu dünyada derimizi yüzen soygunculara kanmışız ve Tanrı’ya itaat ettiğimizi sanırken aslında insanlara itaat ediyoruz,
hem de bizi kaosa sürükleyen ve ölümden sakınmayan insanlara, cahil insanlara, güçsüz ama bize dayattıkları gelenekler adına ölüme zorlayan insanlara.
Çünkü yetkililerimiz hiçbir şey bilmiyorlar, hiçbir
şey yapamıyorlar, hiçbir değerleri yok, bizi hiçbir
şeyden korumuyorlar, yalanlarla bizim beşiğimizi
sallamak dışında hiçbir konuda hemfikir değiller,
tek amaçları kazandıkları ayrıcalıkları korumak ve
yerleşik düzenlerini sürdürmek.