Birine fazla değer verirsen seni yarı yolda bırakır. Senin artık şunu öğrenmen lazım: Kimseye sonsuz guvenmemeyi. Sana yapılan bir şeyi asla ama asla unutma. Birine değer verip de aynı ölçüde değer görememek ne büyük hayal kırıklığı...Bu sözler zaman zaman kulağımda, zihnimde yankılanır. Yaş aldıkça zihinde iz bırakmış bu sözlerden,karşılaştığım insanlardan,ders aldığım insan ilişkilerinden olsa gerek gri olmayı nihayet başarabildim.Siyah ya da beyaz olmak işe yaramıyormus.Bundan hoşnut değilim elbette. Mümkün olduğunca kendi kabuğuna çekilip az insanla görüşmek ağrımayan başına bez sarmanı da önlüyormuş.
Bir akşamüstü... Kışın kendini belli belirsiz hissettirdiği zamanlardan. Çocuklar hala dışarıda, balkondan, pencereden onlara seslenen anneler... Hangi yönden geldiği kestirelemeyen bebek sesleri... Karanlık iyice bastırmış, gökteki yıldızlar da kararsız bulutların arasında kayboluyordu. Havadaki ölüm sessizliğine kulak kabarttı neden sonra gözünü uzaklara dikti. Keşmekeş düşünceler yine istila etmişti zihnini. İnsanlardan sıkıldığı gibi bu düşünceler de onu sıkıyor ve boğuyordu adeta. Kaç milyar insanın sığdığı bu dünyaya, bir tek o sığamıyordu, diye düşündü. Aklına bir ayetin tefsiri mahiyetinde kabul gören hadis geldi: "Dünyada rahat yoktur." Kendini böylece teskin ediyordu işte! Birinden dinlemişti: Yerin altı mübarek peygamber cesetleriyle doluyken siz yerin üstünde âbâd olunacağınızı mı sanıyorsunuz? Ah ahmak! İnanç onun en büyük sığınağıydı. Böyle karmaşık fikirler zihnine hücum edince en büyük tesellisi Rabbi'nin varlığı olurdu. O, onun en büyük umuduydu zira.