Bir akşamüstü... Kışın kendini belli belirsiz hissettirdiği zamanlardan. Çocuklar hala dışarıda, balkondan, pencereden onlara seslenen anneler... Hangi yönden geldiği kestirelemeyen bebek sesleri... Karanlık iyice bastırmış, gökteki yıldızlar da kararsız bulutların arasında kayboluyordu. Havadaki ölüm sessizliğine kulak kabarttı neden sonra gözünü uzaklara dikti. Keşmekeş düşünceler yine istila etmişti zihnini. İnsanlardan sıkıldığı gibi bu düşünceler de onu sıkıyor ve boğuyordu adeta. Kaç milyar insanın sığdığı bu dünyaya, bir tek o sığamıyordu, diye düşündü. Aklına bir ayetin tefsiri mahiyetinde kabul gören hadis geldi: "Dünyada rahat yoktur." Kendini böylece teskin ediyordu işte! Birinden dinlemişti: Yerin altı mübarek peygamber cesetleriyle doluyken siz yerin üstünde âbâd olunacağınızı mı sanıyorsunuz? Ah ahmak! İnanç onun en büyük sığınağıydı. Böyle karmaşık fikirler zihnine hücum edince en büyük tesellisi Rabbi'nin varlığı olurdu. O, onun en büyük umuduydu zira.
Kendimden de kurtuldum,
gelecekten de kaygılarımdan da
Ümitten de korkudan da halas buldum, Koydum oldu olacak endişesini
Varlık dağı,yokluk rüzgarı önünde bir saman çöpü gibidir
Hangi dağ var ki yokluk onu bir çöp gibi kapmasın
Varlık nedir? Yokluk ne? Dağ nedir,saman çöpü ne?
Ey söz, çık kapıdan dışarı, defol git!
Pazar günü itibariyle 1 ayda 30 kitap okuma hedefi oluşturdum. Okuma alışkanlığımı geri kazanabilmek adına bunu yapmak mecburiyetindeydim. Şu an dördüncü gün içerisinde 5 kitap bitirip 6. kitabıma başlamış bulunmaktayım. Umarım hedefime ulaşırım. 💪