Bir akşamüstü... Kışın kendini belli belirsiz hissettirdiği zamanlardan. Çocuklar hala dışarıda, balkondan, pencereden onlara seslenen anneler... Hangi yönden geldiği kestirelemeyen bebek sesleri... Karanlık iyice bastırmış, gökteki yıldızlar da kararsız bulutların arasında kayboluyordu. Havadaki ölüm sessizliğine kulak kabarttı neden sonra gözünü uzaklara dikti. Keşmekeş düşünceler yine istila etmişti zihnini. İnsanlardan sıkıldığı gibi bu düşünceler de onu sıkıyor ve boğuyordu adeta. Kaç milyar insanın sığdığı bu dünyaya, bir tek o sığamıyordu, diye düşündü. Aklına bir ayetin tefsiri mahiyetinde kabul gören hadis geldi: "Dünyada rahat yoktur." Kendini böylece teskin ediyordu işte! Birinden dinlemişti: Yerin altı mübarek peygamber cesetleriyle doluyken siz yerin üstünde âbâd olunacağınızı mı sanıyorsunuz? Ah ahmak! İnanç onun en büyük sığınağıydı. Böyle karmaşık fikirler zihnine hücum edince en büyük tesellisi Rabbi'nin varlığı olurdu. O, onun en büyük umuduydu zira.
İlk kez Virginia Woolf’un kaleminden bir eser okudum. Deneme türünde yazılmış olan bu kitap, yazarın seminerlerdeki konuşmalarından oluşuyor. Çok akıcı olmamakla birlikte az hacimli bir eser olduğundan kitap elinizde günlerce sürünmekten kurtuluyor. Yazar; hala günümüzde dahi devam eden kadın-erkek eşitsizliği, ayrımı üzerinde durmakta. Toplumun kadına belli kalıplaşmış roller atfetmesinden, kadına ikinci sınıf insan muamelesi yapmasından; yaşadığı dönemde elit diye nitelendirilecek ailelerin dahi kadına hakkettiği değeri vermediğinden dem vuruyor. Yazar kadının toplumdaki yerini geniş bir perspektiften; tarihsel gelişim içerisinde, kültürel ögelerle ilişkilendirerek okura sunuyor. Bu anlamda kadınlara hayata atılmaları için yer yer sert ikazlarda bulunuyor. Kadının “hayatta ben de varım, hayatın ta içindeyim” diyebilmesinin önünde hiçbir engelin bulunmadığının aksine önceki dönemlere kıyasla kadının olağanüstü imtiyazlara sahip olduğunun, geriye sıralanan tüm gerekçelerin tamamen bahanelerden ibaret kaldığının altını çiziyor. Kitapta en etkilendiğim cümle de şu oldu: “Çocuklar bir daha hiçbir şekilde arzulanmadığında kadınlara da bir daha hiçbir şekilde gerek duyulmayacak.” Umarım bunu bir kenara not edersiniz, diyor yazar. İyi okumalar dilerim :)