Gülcan

Gülcan
Hasbunallahu ve ni’mel vekîl. ️Doğru olsam ok gibi yabana atarlar beni, eğri olsam yay gibi elde tutarlar beni.
Uluslararası İlişkiler
Ankara
534 okur puanı
Eylül 2018 tarihinde katıldı
Puan vermedi·160 syf.··
2019 15. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 25 Ocak 2019 19:42
Huzursuzluk... Livaneli'nin okuduğum her kitabından sonra hissettiğim duygu. Her seferinde kitabı bitirdiğimde bir süre ne yapacağımı ne hissedeceğimi ne düşüneceğimi bilemez halde kitaba bakıyorum. Sonra bu duruma bir isim buluyorum; Huzursuzluk... Kitap arkadaşının ölüm haberini alan İbrahim'in doğduğu memleket olan Mardin'e gelmesiyle başlıyor ve burdan sonrası hep gerçek hayat, kurgu falan değil. Suriye iç savaşında ışidin Ezidilere(Yezidi değil!) yaşattıklarını daha önce bir kaç yerde de okuduğum şekilde aktarmış Livaneli. Aslında hep bildiğimiz, duyduğumuz her gün haberlerde izlediğimiz ama iki saat sonra unuttuğumuz şeyler. Kanlı Ortadoğu coğrafyası, ölen masum insanlar, tecavüze uğrayan çocuklar, çocuk haliyle çocuk doğuran kızlar. Bu konu hakkında sabaha kadar da yazsam yine de bitmez yazacaklarım. O yüzden tek bir cümleyle anlat deseler hepsi "İnsanlık utancı" derim. Livaneli diyor ki:" Derdim, olanları dünya aleme duyurmak falan değil, insanları bakın bakın neler oluyor bu dünyada diye sarsmak da değil, bunların hepsini Angelina Jolieler benden kat kat iyi yapıyor. Ben sadece kendimi tedavi etmek için yazıyorum, insan denilen yaratıkların arasında yaşama gücünü tekrar bulabilmek için ." İşte bende tam olarak bunu hissettim kitabı okuduktan sonra, bu düşünceyle karar verdim inceleme yazmaya, "kendimi iyileştirmek" için. Bende herkes gibi birkaç saat sonra yaşadığım huzursuzluğu unutup yeni bir kitaba başlayacağım. Orda yine başka insanların acılarını okuyacağım, sonra yine bir huzursuzluk sonra yine insanların geldiği utanç verici noktaya lanetler ve sonra yine aynı şekilde hayatımıza devam...
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,5bin okunma
Reklam
Puan vermedi·176 syf.··
2018 52. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 25 Aralık 2018 21:55
Doktor Victor E. Frankl İkinci Dünya Savaşı yıllarında Almanların toplama kamplarına alınan yahudilerden biridir. Burada sayısız insan gibi gibi çeşitli işkencelere maruz kalmış, fiziksel acının yanında ruhsal acılarıyla baş etmek zorunda kalmıştır. Yaşadığı acılar ise onu hayattan koparmak yerine tam tersine ona hayatta kalma amacı vermiştir. Bir yandan acı çekerken bir yandan da kendine bu acıların bir anlamı olduğunu hatırlatarak hayatta kalma şansını arttırmıştır. Kitabın ilk bölümünde kamplarda yapılan işkenceler çok detaya inmeden ama yine de insanın tüylerini diken diken edilecek şekilde anlatılmıştır. Zaten doktorun amacı burda yaşadığı acıları anlatmaktan çok, bu acıların üstesinden nasıl geldiğini anlatmaktır. Bunu da kitabın ikinci bölümünde, kamplarda yaşanılan acıları gözlemleyerek geliştirdiği Logoterapi yöntemiyle anlatmaktadır. " Logoterapi, hastaya kendi yaşamında anlam bulması için yardım etmeyi bir görev saymaktadır" diyor doktor Frankl. Kitabı eline alan herkes muhtemelen kitabı okuduktan sonra hayatın anlamına dair soyut ya da somut bir şeyler öğreneceğini düşünecektir, çünkü hemen hemen hepimiz bir anlam arayışı içerisindeyiz. Ama bu düşünceden hemen vazgeçin :) Çünkü kimse size yazdıklarıyla ya da anlattıklarıyla hayatın anlamı şudur diyemez. Herkesin hayatının anlamı kendine özeldir. Hepimiz hayata farklı bir anlam yükleriz. Bu yüzden okuduğumuz, gördüğümüz ya da duyduğumuz şeyler bizi bu anlama ancak yakınlaştırabilir. Ama bir anlam bulmak asla nihai bir hedef değildir bizim için. Çünkü bu anlam bize sorumluluklar yükler, sahip olduğumuz anlamı yaşatabilme sorumluluğu.
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,1bin okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2018 41. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Kasım 2018 18:40
Saramago'yu okumuş olmanın üç ayrı güzelliği oldu benim için: 1)_ Yeni bir yazarla tanıştım 2)_ Çok iyi bir yazarla tanıştım
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022131,5bin okunma
Puan vermedi·480 syf.··
2018 27. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Eylül 2018 17:49
“Sağlığında adını tarihe altın harflerle yazdıran kumandan” diyor Atatürk Fahreddin paşa için. Zorlu müdafaasının sebebi olan Lawrence bile “ Çöl Kaplanı” diyecek ona. Çünkü o, düşmanın bile saygı duyduğu bir kumandan. Tüm ısrarlara rağmen Fahreddin Paşa’nın yaşanılanları yazmak istememesi üzerine, böyle bir olayın unutulup gitmesini istemeyen Feridun Kandemir tarafından yazılıyor kitap. Kendisi de o dönemde cephede olduğu için çoğu olayların şahidi zaten. Bu yüzden bir kurguya ihtiyacı yok yazarken, olduğu gibi aktarıyor bize o dönemde yaşananları. Kurulan Arap- İngiliz ittifakı, Lawrence’nin koca kıtada nasıl bir isyan başlattığı, Yahudi casuslarının savaşın gidişatını nasıl değiştirdiği ve en önemlisi Filistin topraklarında İsrail devletinin kurulması için İngiltere ‘nin tüm çabaları gün yüzünde. Ve tabi Birinci Dünya Savaşı sonrası dönemde bir doz ‘Ermeni soykırımı’ olmazsa olmazımız. İngilizlerin Fahreddin Paşa’yı Malta’ya sürmek için kullandıkları koca bi bahane... Tüm tarihi okumalarda olduğu gibi, kitabı okurken kızıyorsunuz, üzülüyorsunuz,eleştiriyorsunuz, ben olsaydım napardım nasıl bir karar verirdim sorularıyla boğuşurken buluyosunuz kendinizi. Ama en sonunda söyleyebileceğimiz tek şey geçmiş geçmişte kaldı ; ders alınması şartıyla...
Fahreddin Paşa'nın Medine MüdafaasıFeridun Kandemir · Yağmur Yayınları · 2021473 okunma
Puan vermedi·77 syf.··
2018 25. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 19 Eylül 2018 23:42
Kitabı elime ilk aldığımda kendi kendime ; satranç oyunuyla ilgili nasıl bir kitap yazılabilir ki diye bir ön yargı oluşturmuştum kafamda. Şimdi okuduktan sonra görüyorum ki çokta güzel bir kitap yazılabilirmiş. Gerçekten çok güzel bir kurgu, inanılmaz akıcı bir dil vardı. Zweig’in zekasına hayran kaldım. Bence kitaptaki en güzel kısım Zweig’in yarattığı Dr. B. karakteri üzerinden yaptığı psikolojik tahliller. Sizde tıpkı yaratılan karakter gibi bir hiçlikte kayboluyor, kendi içinizde ikiye bölünüyor, yalnızlığın en derin dünyasına dalıyorsunuz. Siz artık siz olmaktan çıkıyor, delice satranç oynayan Dr. B. oluyorsunuz. Zaten bi kitaptan alınabilecek en büyük haz o kitabın karakteri olabilmektir bence, ki Zweig bunu çok güzel sağlıyor size.
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020278,9bin okunma
Reklam