BİR MUHTEŞEM GÜNEŞ
KHALED HOSSEINI
Vahşete dur diyemediğimiz,savaşmak istemezken bir takım oyunlarla savaşa mecbur bırakıldığımız bu“dünyada”, insan olarak ne kadar aciz olduğumuzu“Uçrt. Av.”ile gördüğümü ve iliklerime kadar bu kitapta da hissettiğimi söylemek ve ilk eleştiriyi bizlere yaparak başlamak istiyorum.
Hani bir kitabı bitirdikten sonra elinize alır, sonra da kapağa okşar, ona birkaç saniye bakar, ardından da onu raftaki en uygun olan yere yerleştirirsiniz ya ama bu kitabı bitirdikten sonra kapağını kapatmak hiç de doğru gelmiyor.Çünkü bu kitap rafa kaldırılmamalı, okumayan herkes bu kitabı okumalı, birlik olmalıyız, ses çıkarıp dur demeliyiz. Zaten yıllardır bu vahşete göz yumulurken dünyaya gelmiş biri olarak, benden öncekiler gibi ben de göz yumamam. Bizi eleştirmek derken tam olarak da bunu kastediyorum “susmamızı”. Konuşan bir takım seslerin hemen sesinin kesildiğini, sadece Afganistan'da değil, şu an Filistin’de gerçekleştirilen soykırımda da sesimizi önemsenmediğini görüyorum. Ukrayna'ya tüm “dünya” yardım ederken Müslüman olan bu iki ülkeye yardım edilmediğini görüyorum. Ne yapmalıyız, nasıl durdurabiliriz bilmiyorum. Ama en azından bu olanların kanıtı olabilecek nitelikte eserler, ufak bile olsa bir şeyler bırakırsak en azından unutulmayacağına, hatta belki bir gün yönetenlerin vicdanına sesimizi duyurabileceğimize inanıyorum. Yazarı da en çok bu açıdan takdir ediyorum. Bir gün tüm kitaplar yansa bile hafızamızdan silinemeyecek bir eser daha bıraktığı için.
Kitaba gelecek olursam, kitaptaki şu tek cümlenin her şeyi özetlediğini düşünüyorum “Talibanın gözünde o korkunç, ürkütücü KHAD şefi ve bir komünist olmak Necibullah'ı bir kadından azıcık daha aşağılık yapıyordu, o kadar.”
Ölümün yakasını hiç bırakmadığı bu toplumda karısına,