Miray yıldız

10/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2026 189. kitabı
Bayan Ming’in Hiç Olmayan On Çocuğu En sevdiğiniz kahveyi alın; ister bir kafede, ister evde ya da sevdiğiniz bir yerde 1 saat kendinize ayırın ve bu tatlı kitabın sayfalarında gezinin. Eminim yüzünüzde kederi de hissettiren bir gülümseme olacaktır. Şöyle anlatayım sizlere: Bir karakterin deniz olduğunu hayal edin, diğer karakterinse kova. Bu kova, denizin sakin ve huzurlu, bilgelik ile dolu doğasını hayranlıkla izliyor. Ve onunla kurduğu dostluk sayesinde kovasını onun bilgi damlacıklarıyla dolduruyor. Özetle bu şekilde anlatabilirim. Kitap, Fransız bir iş adamının Çin’e yaptığı bir iş gezisinde, hela temizliği yapan Bayan Ming ile olan sohbetleri üzerinden ilerliyor. Bu sohbetlerde Bayan Ming’in birbirinden karakter olarak çok farklı on çocuğunun, çok farklı ama her birinin eşsiz ve başarılarla dolu olan kariyerlerini öğreniyoruz. Sizleri bilemem ama ben bu kitabı okurken şunu hissettim: Herkes birbirinden bu kadar farklı kişiliklere ve yeteneklere sahipken, devrin bizleri olmaya zorladığı “mükemmel” sıfatını almaya çabalamanın gereksizliğini. Belki de kendinizi keşfetmenin, başkaları gibi olup “mükemmel” sıfatını elde etmekten daha değerli olduğunu hissedeceğiniz bir kitap olur. İyi okumalar dilerim. <3
Edebiyat
Bayan Ming'in Hiç Olmayan On ÇocuğuEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 20257,5bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
8/10
·125 syf.··
Beğendi
·
2026 190. kitabı
Tersine Dünya Her şeyden önce yazarı bu denli güçlü olan gözlem yeteneği için tebrik ediyorum. Dünyadaki cinsiyetin getirdiği sosyal statü ve sorumlulukların tersine dönüyor. Dünya bu şekilde tersine olsaydı insanların hayatı nasıl olurdu? Yazar bunu bize romanda kısa bir süreliğine bile geçen karakterler dahil, karakterlerin hepsiyle ilgili bir olayı anlatıyor. Her ne kadar Leyla karakterinin hayatının bir kesitinin anlatılması konu gibi gözükse de ortada doğru düzgün bir konu yok. Kitabın en zayıf noktası ve en büyük eksiği bu. Konuyu cinsiyetlerin değişmesi şeklinde alabileceğimizi düşünenler olabilir ama bu durum kitabın anlatım şeklidir, konusu değil. Erkek bir yazarın erkekleri bize bu kadar iyi anlatması şaşırtıcı değil belki ama kadını bu denli iyi anlatmış olması işte gerçek bir yazar dedirtiyor. Olağanüstü bir tesadüf ile gerçekleştiği için benim adıma saçma olan finali yerine, kitaba yakışır bir finali ve sağlam bir konusu olsaydı bu roman kusursuz olurdu. Ama şunu söylemeden de geçemem ki bu denli küçümsenemeyecek kusurları görmemizi engelleyecek bir roman olmayı başarmış. Hem kadınların hem erkeklerin birbirlerini tanımaları adına kesinlikle okunmaya değer bir kitap. İyi okumalar diliyorum.
1000Kitap
Tersine DünyaOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20214,114 okunma
Michael K. Yaşamı ve Yaşadığı Dönem
7/10
·211 syf.··
2026 185. kitabı
Bu kitap bizi yeterince bilinmeyen bir gerçekle tanıştırıyor: “Apartheid”. Siyah ile beyaz arasındaki net çizginin nasıl başladığını görüyoruz. Bir insanın ne kadar kötüleşebileceğini, aynı zamanda bir insanın ne kadar insanlıktan uzaklaştırılabileceğini de görüyoruz. Yazar, her cümlesi ayrı travma olup her cümleden başka bir roman yazılabilecek düzeyde ağır konuları ele almış. İngilizlerin insanlığın sınırlarını çiğnediği Afrika’da neler yaşanmış merak ediyorsanız, bu kitaba bakın derim. Kitap sistemli olarak halkı; önce işsiz bırakıp açlığa ve sefalete sürükleyip, sonra sanki hayvanlarmış gibi kafese nasıl tıktıklarını anlatıyor. Ve bunu yarık dudakla doğan, zihinsel engeli olan Micheal K.’nin gözünden anlatıyor. Yazar, Micheal’ın zihinsel engelini kullanarak olaylara hafif bir sis perdesi çekmiş. “BEN SAVAŞTA DEĞİLİM Kİ.” diyen Micheal’ı hem anlamamızı sağlamış hem de masum insanlar için savaşın değerini göstermiş. Micheal, masumluğun ve saflığın timsali olmuş. Özgürlüğün açıklıktan daha kıymetli olduğunu göstermiş. Ve bunların hiçbiri için çabalamamış, sadece kendi gibi davranmış. Kitabı okuması zor. Bunun en büyük sebebi ise aşırı uzun cümleler. Bu durumda olayların değişimi büyükken, olaylar arası geçişte bırakılan boşluğun bir paragraf kadar az oluşu da etkili. Romanın beni en üzen yanı, gidişatına hiç yakışmayan finali oldu. Finali de vurucu olsa ve daha akıcı bir roman olsa, mükemmel bir kitap adayı olmaya layıktı.
1000Kitap
Michael K. Yaşamı ve Yaşadığı DönemJ. M. Coetzee · Can Yayınları · 2018518 okunma
Suzan Defter
6/10
·128 syf.··
2026 186. kitabı
Kitabın hoş, melankolik bir hava taşımasını sevdim. Her ne kadar karakterleri sevmesem de onları gayet iyi anladım. Ve elbette kitabı farklı kılan en önemli unsur; sağda Derya’nın, solda Ekmel’in günlüğünü okuyor olmamızdı. Ve buna bayıldım. Derya çok küçük yaşta annesini kaybetmiş. Babası berbat, babaannesi sevgisiz; onu da kaybediyor. Sahip olduğu tek kişi abisi. Derya abisine âşık ve onu kimseyle paylaşmak istemiyor. Bu durum her ne kadar garip ve rahatsız edici olsa da Derya’yı anlamamak mümkün değil. Suzan, abisinin sevgilileri arasında Derya’nın en sevdiği kişi. Çünkü Suzan, Derya’nın da dahil olduğu üç kişilik bir aşkı kabullenmiş. Ancak ne Suzan ne de Suzan’ın abisi sevgiyle tanışmış insanlar oldukları için, Suzan’ın büyük aşkını kaldıramamışlar. Olan Suzan’a olmuş. Sahi Suzan’a ne olmuş? Roman boyunca en merak ettiğim soru bu oldu. Ekmel ise ailesindeki kötü ilişkilerin seyircisi olmuş. Hayatını melankoliye adamış. Babası gibi davranmış ömür boyu. Gerçekten sevilmek istemiş ama kendisine göre hiç sevilmemiş. Oysa böyle bir adamın istediği aşkı bulma ihtimali zaten yok gibi. Defterden anladığım kadarıyla, basit cümlelere çekinmeden yalan katarak acı ve keder ile romantize etmeyi seviyor. Bu karakterin en rahatsız edici yanı ise ihanet ve aldatmayı süslü cümlelerle masummuş gibi göstermeye çalışması. Şüphesiz kitabın en sevdiğim yanı; Derya’nın bir şey, Ekmel’in ise bambaşka bir şey söylemesi. Yer yer kimin gerçeği anlattığını bilememek romana farklı bir atmosfer katmış. Derya’nın kendini Ekmel’e Suzan olarak tanıtması… Bunun sebebi Suzan olmak istemesi mi, yoksa bu yolla hatalarını kabul edip Suzan’dan özür dileme çabası mı? İki karakter de yalnız olmak istiyor ve bu yalnızlıktan kurtulmak için iki yabancı olarak hikâyelerini süsleyip değiştirerek
1000Kitap
Suzan DefterAyfer Tunç · Can Yayınları · 202520,3bin okunma
Aziz Bey Hadisesi
3/10
·88 syf.··
2026 184. kitabı
Maalesef hayal kırıklığına uğradığım bir kitap oldu. Ne öykü ne de dili beni tatmin etti. Öncellikle dili gereksiz benzetmeler ve yapılmak için yapılmış edebiyatla doluydu. Benzetmeler, betimlemeler öyküye renk katması gerekirken bu kitapta yersiz kullanılması okumayı sancılı hale getirerek akıcı bir roman okumamızın önüne geçti. Kitap Aziz Bey’in bir kavganın akabindeki günlerde ölmesi üzerine tanıdıklarının düşünceleriyle başlıyor. Gelecekten geçmişe dönülerek Aziz Bey’in hayatını okumaya başlıyoruz. Kitabın benzerleri olmasına rağmen en güzel yanı bu geriye dönüş tekniğiydi. Aziz Bey’in hikayesi pek de yeni bir hikaye sayılmaz. Bunun gibi bir sürü hikaye Türk Edebiyatı klasiklerinde var. Modern yazarlar arasında olan Ayfer Tunç’tan yeni bir şey yazmasını okuyucu olarak ben beklerdim. Gene okuyucu olarak şunu da söylemeliyim ki: bazen aynı hikayeler yazılır ama öyle güzel bir kalem ile anlatılır ki yeni bir bakış açısı kazandırır bizlere. Bu sayede aynıymış gibi hissettirmez okuyucuya. Babası ile tartışması üzerine hayatı değişenlerin Aziz Bey ile empati kurması sayesinde sevebileceğini düşünüyorum. Ama yazar duyguyu yeterince bizlere geçiremediği için herkesin derin bir empati kurabileceğini sanmıyorum.
Edebiyat
Aziz Bey HadisesiAyfer Tunç · Can Yayınları · 202416,7bin okunma