AH, insanlar niçin her şeyi anlamıyorlar ? Beş dakika, on dakika, yarım saat kendilerini unutsalar, kendilerini karşılarındakinin yerine koysalar, tam onun gibi -fakat hiç eksiksiz ve tam- onun gibi duysalar, her şey ne kadar yerli yerinde olacak. Hayır! İlla ki zıddiyetler, öfkeler, yanlış anlaşmalar, kıskançlıklar, inatlar, şüpheler, hâkim olmak arzuları.
Niçin, sen artık dünkü sen değilsin ? Niçin, biz bugün ikimiz de kıymetli bir şey kaybetmiş gibiyiz ? Niçin bügünün düne benzemiyor ? Niçin dünkü gibi rahat adımlar atamıyorsun ? Niçin böyle oldun ?
Izdırabın verdiği intibah zamanlarında, kendi kendini aldatmak, başkalarını kandırmak kadar basit değildir ve insan kendi içindeki adaletten ürkmeye başlar.