Dilinin ucunda ne varsa insanın
İşte ben ona inandım.
Yavru bir kuşun daha ilk denemesinde
Tutunmaya çalışması gibi göğe
Ne bulduysam abandım,
Uça uça
Karasular indi kanatlarıma ...
Dünyaya bir daha gelirsem
Aklı başında bir insan olacağım
Akşamları erken uyuyacağım
Ne işim var öyle meyhanelerde
Pazarları
Parklarda gezineceğim
Karımla…
Sokaklardan arta kalan yaşamları toplamaya başladığım günlerden birinde, ayak izlerine rastladığım çocukluğumun yaşanmamış günlerine rastladım. Cedric’in “sekiz yaşında hayat çok güzel” dediği zamanlardı. Hafta sonu çizgi film izler, hafta içi sabahın sekizinde kapıda arkadaşlarla karşılaşır, dağılırdık. Kimimiz tornacıya el atmış, kimimiz berberde kalfa, kimimiz tekstil atölyesinde aracıydı. Hayat akşam paydosundan sonra çok güzeldi. Bisikletime biner tüm sokağı sayısını bilmediğim kadar turlardım. Hafta sonu öğlen güneşin altında misket oynardık. Renkli cam misketlerim, canım misketlerim. İki parmağımın arasına alıp, güneşe doğru tutup, güneşin misketin içindeki ahengini dakikalarca izlerdim. Cedric’in “hayat sekiz yaşında çok güzel” dediği zamanlardı elimizde kolumuzda yağ, leke, kot boyası ile evlerimize döner akşam yemeklerini büyük bir iştahla yerdik. Annemizin bol sabunlu suyla yıkadığı yüzümüzden akan lekeler lavabonun beyaz seramiğinde halkalar oluştururdu ve biz biraz daha büyürdük…
Hayat sekiz yaşında çok güzeldi ve gerçekçiydi bizim oralarda. Sahici bir yanı vardı. İnsanın tutan, eğiten, yüzleştiren ve anımsadıkça dudağına hafif bir gülümseme değdiren…
Bazen büyümeyi istemekle çocukluğumuza en büyük küfürü etmiş gibi hissediyorum. Dudağımdaki sigaranın verdiği zift tadı ile, çocukluğumun tüm anılarını dumama boğuyorum. Oluyor böyle şeyler, gülmeyin, alışıyor insan zamanla. Ve zamanın akışına bırakıp takvimden bir gün daha düşüyor...
…
Koltuğumda otururken zamanın pençesine yapışmış anılarım canlanıyor gözlerimde. Bir acıdan daha büyük bir acıya iltica etmiştim. Büyümüştüm. Kırgın ve güvensiz yaşıyordum mülteciler gibi sınırların ötesinde. Aykırı düşüncelerim oluyor bazen. Keşke hafızam doğduğum zaman kulağıma okunan ezan ve ismimin üç defa tekrarlandığı