Milyarlarca insan sabah uyandığı zaman ya da doğumdan ölüme kadar, ister bilsin ister bilmesin, bir değerin davranışını sergiler. Yazar bu kitapta aslında ilk başta bilimsel bir teori oluşturmuş ve onun içini doldurarak açıklamalara gitmiştir.
Teori, değer, ilke ve norm kavramları üzerinde başlıyor. Sadettin Ökten’e göre bir medeniyetin inşasında ilk halka değerdir. Değer, insanın iyi–kötü, doğru–yanlış, anlamlı–anlamsız ayrımını yapmasını sağlayan temel ölçüttür. Ancak değer, tek başına hayata karışmaz; daha çok bir potansiyel, bir çekirdek gibidir.
Bu çekirdekten ilke doğar. İlke, değerin önerme hâline gelmiş biçimidir. “Hayır bir değerdir” ifadesi soyut bir tespittir; fakat “İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır” dediğimizde bu değer artık ilke hâline gelmiştir. İlke, zaman ve mekân üstü bir rehberdir; genel geçerlidir.
İlke ise hayatta norm olarak görünür. Norm, ilkenin belli bir coğrafyada, belli bir zamanda aldığı somut biçimdir. “Bunu yap, bunu yapma” diyen kurallar, yasalar ve âdetler normlardır.
Böylece medeniyet şu silsileyle işler: değer, ilke, norm ve davranış. İşte bu modelde en önemli şey çelişkisizliktir. Değer ilkeye, ilke norma, davranış da norma aykırı olamaz.
İnsan, hayvandan farklı olarak akıl, duygu ve hafıza ile donatılmıştır ve bunun yanına büyük bir nimet olarak irade verilmiştir. İrade, içimizde bulunan ve henüz potansiyel hâlde olan değeri hayata geçirir. Yani irade ile inandığın değeri yaşar ve temsil edersin.
Aslında kitap, özet olarak dünyayı nefsi isteklerimiz için değil; Allah için ve Müslümanca değerlerimiz doğrultusunda tanımayı ve bu yönde yaşamayı anlatıyor.
Bana göre İslami eserler veya İslam tarihi okumak isteyen bir insan, kafasında oluşturacağı sistemi ya da yol haritasını temel olarak bu kitapta