Meltem Ekr Tkyldrm

Meltem Ekr Tkyldrm
instagram.com/retr.osuzmerkur... Ol mâhîler ki deryâ içredir deryâyı bilmezler.
Lisans
132 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
Puan vermedi·294 syf.··
2026 3. kitabı
​Gayya Kuyusundan Ardıç Gölgesine: Bir Özgürlük Yolculuğu ​Bazen hayat, biz en yoğun olduğumuzda, zihnimiz bambaşka meselelerle (belki sınavlarla, belki Dişi Kurdun Rüyaları gibi ağır yüklerle) doluyken karşımıza hiç beklemediğimiz bir kapı çıkarır. Merve Özdemir’in Ardıç Ağacı benim için tam da böyle bir kapı oldu; bir arkadaş tavsiyesiyle başlayıp, toplu taşımanın gürültüsünde ilk on sayfasında beni kendine bağlayan o sessiz ama güçlü çağrı. ​Kitabın başkahramanı Lale, aslında hepimizin içindeki o "keşkeler denizinde" boğulan yanımızı temsil ediyor. Babasının vefatıyla köklerine, doğup büyüdüğü yere dönmek zorunda kalan Lale’nin hikayesi, sıradan bir aşk romanı olmanın çok ötesinde. Bu, bir kadının kendi kaderinin iplerini eline alma, yarınını kimsenin ipoteğine bırakmama mücadelesi. ​Yaşadığımız coğrafyanın en acı gerçeği olan şiddet, bu kitapta sadece fiziksel bir darbe olarak değil, ruhu ilmek ilmek çürüten psikolojik şiddet olarak karşımıza çıkıyor. Psikolojik şiddet, şiddetin en tehlikeli, en sinsi türü. Üstelik fail her zaman bir erkek de değil; bazen bir anne, bazen bir hemcins... İnsanın diploması, eğitimi ya da statüsü ne olursa olsun, bu gayya kuyusuna düştüğünü fark etmesi bazen yıllarını alıyor. Lale de bu görünmez zincirlerin içinde, maruz kaldığı şeyin şiddet olduğundan bile habersiz, bir bunalımın içine hapsolmuştu. ​Ancak Lale’nin hikayesi bize şunu hatırlatıyor: Harekete geçmediğimiz sürece o kuyuda nefes almaya "yaşamak" demek zorunda kalırız. Lale o kararı hayatının sonunda bile vermiş olsa, bu her zaman desteklenmeye değerdir. Çünkü o zinciri kırmak, "artık yeter" diyebilmek ve bir ardıç ağacı gibi tek başına ama dimdik ayakta durmayı seçmek, dünyanın en zor ama en onurlu eylemidir. ​Sonuçta, bir gün bile kendi iradenle yaşamak, bir ömür boyu
Ardıç AğacıMerve Özdemir · İkinci Adam Yayınları · 202322 okunma
Reklam
Karın Altında Saklı Hakikat: İki Mevsim, Üç Kadın, Tek Acı
Puan vermedi·360 syf.··
2026 2. kitabı
Seattle’ın göğü, 1933 yılının o tekinsiz baharında ansızın bir ihanete bürünür. Çiçek açmaya hazırlanan dalların üzerine çöken o meşhur “Böğürtlen Kışı”, sadece mevsimlerin dengesini değil, bir annenin dünyasını da karlar altına gömer. Şehrin bir yüzünde, elleri deterjanın ve soğuğun ayazında çatlamış, hayatın yükünü çamaşır kazanlarında eriten Vera Ray vardır. Diğer yüzünde ise, yüksek tavanlı malikânelerin steril sessizliğinde, bir eli yağda bir eli balda yaşayan, imtiyazın zırhına bürünmüş bir azınlık... Bu iki dünya arasındaki mesafe, sadece mülkiyetle ölçülmez; bu, adaletin bile paranın rengine göre şekillendiği, geçit vermez bir uçurumdur. Bir yanda hayatta kalma mücadelesinin çiğ çıplaklığı, diğer yanda Amerika’nın o dönemdeki "Lale Devri"ni andıran sahte ve kibirli ihtişamı... ​Ancak hayatın, sınıf tanımayan bir dili vardır: Kayıp. Aradan geçen onca yıla, değişen statülere ve modern dünyanın gürültüsüne rağmen; Vera, Claire ve hikâyenin o kilit kadınları, aynı ruhsal boşluğun ikliminde buluşurlar. İpek elbiselerin içindeki kalp ile yamalı hırkaların altındaki kalp, evlat acısının ve yarım kalmış bir aşkın sızısıyla aynı tempoda çarpar. Acı, en büyük eşitleyicidir; o devasa sınıfsal surları bir hıçkırıkla yerle bir eder ve bu kadınları, aynı trajedinin ortak paydasında sessizce kenetler. ​Bu sahnelerin arkasında duyulan melodi ise bir teselli değil, sarsıcı bir yüzleşmedir. Hayko Cepkin’in o derin, gotik ve giderek bir çığlığa dönüşen "Ey Hayat" yorumu, Seattle’ın puslu havasına bir bıçak gibi saplanır. Onur Akın’ın o toprağa dokunan naif hüzmü yerine, Hayko’nun o sert ve Batılı tınısı; Vera’nın karlar içinde evladını ararken attığı o dilsiz feryadı karşılar. Bir yanda Vera çaresizlikten nefesi kesilirken, diğer yanda o gamsız ihtişamın hüküm sürdüğü
Böğürtlen KışıSarah Jio · Arkadya Yayınları · 201144,8bin okunma

Meltem Ekr Tkyldrm

, bir kitap okudu
Puan vermedi·294 syf.··
2026 3. kitabı
Merve Özdemir
7.7/10 · 22 okunma

Meltem Ekr Tkyldrm

, bir kitap okudu
Puan vermedi·360 syf.··
2026 2. kitabı
Sarah Jio
8.6/10 · 44,8bin okunma
Kutsalın Katli, Çocukluğun Hicreti
Puan vermedi·144 syf.··
2025 7. kitabı
Arkadaşlarıma beğendiremediğim kitaplar serisi :)(: Kutsalın Katli, Çocukluğun Hicreti ​Cengiz Aytmatov’un Beyaz Gemi romanı, ilk bakışta bir çocuğun hüzünlü hikâyesi gibi görünse de aslında köklerinden koparılmış bir toplumun kendi içindeki can çekişmesini anlatır. Bu eser sadece bir kurgu değil; yazarın kendi hayatından izler taşıyan, sistemin insan ruhu üzerindeki ağır baskısını hissettiren çok derin bir anlatıdır. ​Romanın ruhu, Stalin döneminin o karanlık "Büyük Temizlik" yıllarına dayanır. Binlerce insanın bir gecede yok edildiği o dönemde, Aytmatov’un babası da kurşuna dizilmiştir. İşte kitaptaki o adsız çocuğun gözlerini dikip baktığı uzaklardaki Beyaz Gemi, aslında hiç tanımadığı ama hep özlemini çektiği babasıdır. O gemi, sistemin elinden aldığı köklerine ve güven duygusuna duyduğu imkansız bir özlemi temsil eder. ​Kitabın merkezindeki Boynuzlu Maral Ana efsanesi ise Kırgız halkının kadim inançlarını ve ruhunu simgeler. Ancak bu kutsal değerler, vicdanı ve inancı olmayan bir otoritenin postalları altında ezilir. Kutsal sayılan her şeyin birer birer yok edilmesi, aslında insanı köklerinden koparıp onu ruhsuz bir çarka dönüştürme çabasının bir sonucudur. İnançlı insanların bu baskı karşısındaki çaresizliği, bir toplumun manevi dünyasının nasıl darmadağın edildiğini gösterir. ​Bu hikâyede çocukluk, kirli bir dünyaya uyum sağlamayı reddeden son kaledir. Çocuğun hayalleriyle gerçek dünya arasındaki o uçurum artık kapanmayacak kadar büyüdüğünde, masumiyetini korumak için attığı o son adım aslında sessiz bir ihtilaldir. Bu, gürültülü zaferlerin aksine, kötülüğe ortak olmaktansa kendi hürriyetine gitmeyi seçen bir ruhun hüzünlü hicretidir. ​Mümin Dede ise iyiliğin korkuyla imtihanıdır. Onun maruz kaldığı baskılar karşısındaki çaresiz duruşu, iyi bir insanın bile
Beyaz GemiCengiz Aytmatov · Elips Kitap · 200687,4bin okunma