Dişi kurt, gri tüylü liderin yanı sıra yürümeye başlamıştı. Kendine bunu hak olarak görüyordu. Gri tüylü kurt ona hırlamıyor ya da diş göstermiyor, dişi kurt bir kaç adım önüne geçtiğinde bile saldırmıyordu. Tam tersi ona nazik davranıyor, adeta ona layık olmaya çalışıyordu. Hatta koşarken dişi kurda çok yaklaştığında hırlayarak ona diş gösteren dişi kurt oluyor, bazen omzunu bile ısırabiliyordu. Gri kurt ise öfkesini belli bile etmiyordu. Ses etmeden geri sıçrıyor, mahcup bir delikanlı gibi dişi kurdun arkasından ilerliyordu.
Fakat yazamıyordum bir türlü. Birkaç satırdan sonra ilham kesilmişti, aklım başka taraflardaydı, belli bir noktaya toplayamıyordum düşüncemi. Her şey bana tesir ediyor, dikkatimi dağıtıyor, gördüğüm her şey bende yeni izlenimler veriyordu.
Kitap; bilimsel deney sonucu görünmez olan bir adamın hikayesini konu alıyor. Başlarda pek aksiyon olmasa da, konuyla alakalı belirsizlikler olsa da sonlara gidildikçe nabız artmaya başlıyor. Genel olarak benim açımdan güzel bir kitaptı. Zaten cep boy olması da kitaba ayrı bir sempati katıyor. Kitabı okuyacak olanlar varsa şimdiden keyifli okumalar dilerim.
"Tanrı aşkına, Kemp, öfkenin ne olduğunu bilmiyorsun!... Yıllarca çalışıp, düşünüp, planlar kurup, sonra yoluna çıkan beceriksiz, mankafalı, geri zekâlının tekinin isleri mahvetmesinin nasıl olduğunu!... Hayal edebileceğin, bugüne kadar var olan her türlü aptal yaratık, benim tepemi attırmak için gönderilmiş."