Yavuz Tellioğlu

Üç Yemin
Öğretiyi anlayan bhikkhular sanghaya katılmaya karar vermişlerdi. Buda, Dharma ve Sangha öğretinin üç temel taşıydı ve bunlar bu yoldaki öğrencinin sığınabileceği barınaklardı. Topluluğa kabul için de üç kutsal yeminin edilmesi gere- kiyordu: • Ben Buda'nın barınağına sığıruyorum. O mükemmel olan, kutsal ve yücedir. Buda bize eğitim, hikmet ve kurtulu ş getirir. •Ben Dharma'mn barınağına sığımyorum. Öğreti Ulu Olan tarafından iyice vaaz edilmiştir. Öğreti görünür olmak için açıklanmış tır; öğreti zaman ve mekan üstündedir. Öğreti söylentiye dayanmamaktadır. • Ben Sangha'nrn barına ğına sığınıyorum. Buda'mn müritlerinin toplumu bize doğnı bir hayatı nasıl yaşayacağımızı öğretir; Buda'mn müritlerinin toplumu bize dürüstlük ve adaleti nasıl tatbik edeceğimizi öğretir; Buda'nın müritlerinin toplumu bize gerçeği nasıl uygulayacağımızı gösterir. Buda' ya, Dharma'ya ve Sangha'ya s ı ğ ınn1ak, bu aydın lan ma yoluna niyet eden herkesin emin bir istikamctte yol alınalarım garanti altına almak demekti. Kondanna, Buda'nın öğret i sini ilk kavrayan müridi olmuştu, o ve diğer dört müridi de bu üç yemini etmişlerdi. Buda'mn öğretisi günden güne büyüyor ve pek çok kişi onu dinlemeye ve ıstırabı. yok etmek uğruna kutsal bir hayat sürmek için kutsanmaya geliyorlardı. Buda gerçeği dinlemek ve kutsanmak isteyen herkesle ilgilenmesinin imkansı z olduğunu görerek, ınüritlerinden Dharma'yı vazedebilecek olanları seçerek, onlara şöy le demişti:
1000Kitap
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Sangha
Öğreti ortaya konduğunda beş bhikkhu Buda'nın gerçeği bulduğunu kabul etmişlerdi. Artık açıkladığı öğretisini uygu- layacak kişilerin de bir araya gelmesi yani bir keşişler toplulu ğunun oluşturulması gerekiyordu. Sangha adı verilen bu topluluk tarihte bilinen en eski bekar rahipler topluluğuydu. Sangha, ortak mekanizmayla hareket eden, farklı gelenekleri de içinde barındıran bir ekolün de sembolüdür. Sangha'nın kurulmasının gerekliliği Buda'nın verdiği ikinci vaa z ın konusu olmuştu: "Yalnız duran bir insan, gerçeğe itaat etmeye karar ver- dikten sonra, zayıf kalıp eski huylarına kayabilir. Onun için beraberce durun, birbirinize yardım edin ve birbirini- zin gayretlerini güçlendirin. Kardeş gibi olun; sevgide bir, kutsallıkta bir ve gerçek konusundaki isteğinizde bir olun. Dünyanın her tarafına gerçeği yayın ve öğretiyi vazedin, öyle ki sonunda bütün canlı yaratıklar doğruluk ülkesinin tebası olsunlar. Bu kutsal kardeşliktir, Buda 'n ın azizlerinin cemaatidir; bu, bütün Buda'ya sığınanlar arasında bir mezhep kuran Sangha'dır."
1000Kitap
Dört Soylu Gerçek ve Sekiz Katlı Yol
Beş kişiden oluşan bu küçük münzevi toplulu ğuna verdiği vaazına dört soylu gerçeği ve sekiz katlı yolu açıklayarak devam etti: "Tekerleğin çubukları saf davran ı şın kaideleridir; adalet on l arın uzunlu ğu ndaki eşitliktedir; akıl tekerleğin çemberidir; tevazu ve düşüncelilik, sabit gerçek d ingilinin içinde takılı o ldu ğu tekerlek göbeğidir. Istırabın varlığını, nedenini, çaresini ve durdurulmasınıbilen dört soylu ge rçe ği anlamıştır. Do ğr u yolda yürüye- cektir. Doğru görüşler onun yolunu aydınlatacak meşale olur. Doğru gayeler rehberi olur. Doğru konuşma, yoldaki kalacağı yerdir. Yü rüyüşü düzgündür, çünkü davranışı doğrudur. Yiyecek ve içeceği, rızkını kazanmanın doğru yolu olacaktır. Adımları doğru gayretler olacaktır, nefesi doğru düşün celer olacak ve doğru tefekkür ayak izlerinden giden sükunu verecektir. Ey bhikkhular ıstırapla ilgili soylu gerçek de şudur: Doğumla birlikte acı vardır, yaşlılık acıdır, hastalık acıdır, ölüm acıdır. H oşa gitmeyenle birlik acıdır, hoşlandığından ayrılmak acıdır ve tatmin edilmeyen herhangi bir özlemde acıdır. Kısaca, bağlılıktan doğan beden koşulları acıdır. işte ıstırapla ilgili soylu gerçek budur. Ey bhikkhular, ıstırabın kaynağı ile ilgili soylu gerçek şudur: Gerçekten, varoluşun yenilenmesine neden olan, şehvani hazzın da eşlik ettiği, bazen burada, bazen şurada tatmin arayan özlemdir, ihtirasların tatmini özlemidir, müstak- bel bir hayatın özlemidir ve bu hayatta mutlulu ğ un özle- midir. Ey bhikkhular, işte ıstırabın kayna ğ ı ile ilgili soylu gerçek budur. Şimdi, ey bhikkhular, ıstırabın yok edilmesi ile ilgili soylu gerçek şudur: Gerçekten bu susuzluğun , içinde hiçbir ihtiras kalmaya- cak şekilde yok edilmesidir; bu susuzluktan vazgeçilmesi, ondan k urtulunması, onun üzerinde a rtı k du r ulrnaması dır. Ey
1000Kitap
Tekrar yola çıkış
Buda kararın ardından tekrar yola çıkmıştı. Yolda genç bir Brahman olan Upaka'yla karşılaşmıştı. Upaka Buda'nın görü- nüşüncieki canlılık ve soylu neşeye hayran kalmıştı. Buda'nınbu hale gelebilmek için hangi disiplinleri u ygulamış olduğunu sordu: Buda: "Benliği söndürerek kurtuluşu elde ettim. Bedenim us/an-dı, ruhum arzudan sıyn/dı ve en derin gerçek yüreği me yer- leşti. Nirvana'yı elde ettim, bu nedenle yüzüm sakin ve gözlerim parlak. Şimdi yeryüzünde gerçeğin saltanatını kurmak, karanlıkta gizlenen/ere ışık vermek ve ölümsüzlük kapısını açmak isti- yorum." Upaka buna; "Öyleyse dostum, sen dünyanm hakimi, mutlak ve kutsal olan fina olmak iddiasmdasın." karşılığını vermişti . Buda: "Jinalar bütün benliği ve ben/il< ihtiraslannı yenenlerdir ve yal nız akıllan nı kontrol edip kötülükten kaçınanlar galiptir. Dolayısıyla, Upal<a, ben Jina'yım." Upaka ba şını sallamış ve " Saygıdeğer Gotama, senin yolun ötede" diyerek başka bir yola saparak uzaklaşmışh. Buda'yı reddeden ilk kişi olmuştu. Ceylan Parkı'na vardığında, münzevi arkadaşlarını gör- mü ş ama bu beş kişi de, Buda'ya buluşmanın en başında faz- laca bir saygı gös termemişti . Onlar da, Buda'yı yoldan sapmış ve dünyevi zevklere düşkünlük gösteren yeni bir başlangıç aşamasının ada mı olarak görmekteydi. Bu beşli, Buda'nın yeni elde edi lmi ş büyüleyici özelliklerinin farkına henüz varama- mı ş l a rdı. Onların bu karmaşasını fark eden Buda öğretisini açık l a m aya kara r vermişti: "Ey bhikkhular dünyadan vazgeçen bir insanın izleme- mesi gereken iki aşrı uç vardır: Biri değmeyen, boşuna olan ve sadece dünyevi ruhluya yakışan benlik bağmilsının
1000Kitap
Brahma'nın Dileği
Buda Neranjara nehri kıyılarında Nigrodha ağacı altında dinienirken şu sözler ağzından dökülmüştü: "Gerçeğin çağrısını duyan Ne kutludur mutlu yalnızlıkta! Ne kutludur hem müşfik hem de iyi olarak, Her şeyde kendini tutmak! Ne kutludur ihtirastan kurtulmak, Duygusal nazları geçiştirmek! Gene de en yüce mutluluk 'Ben benim' gururunu terk edenindir. Yüce ve huzur verici olan fakat anlaması güç en derin gerçeği tanıdım; insanların çoğu dünyevi menfaatler ortamında yağar ve dünyevi arzulardan zevk alırlar. Dünyaya tapan kişi öğretiyi anlamaz, çünkü onun için mutluluk yalnız benliktedir ve gerçeğe tam bir teslimiyette yatan mutluluk onun için anlaşılmaz bir şeydir. Aydınlanmış ruh için en saf sevinç olan şeye o tevekkül der. Mükemmel olanın ölümsüzlüğü bulduğu yerde o yok olmayı görür. Benliğe egemen olanın ebedi hayat olarak bildiğine o ölüm diye bakar. Nefret ve arzunun esiri olandan gerçek gizlenir. Aklı dünyevi menfaatlerle bulutianmış olan avam için Nirvana anlaşılmaz ve esrarengizdir. Öğretiyi vazetmeye kalksan da insanlık anlamasa, bana sadece yorgunluk ve dert getirir." Bunun üzerine Brahma göklerden inmiş ve ona seslenmişti: Kutlu Olan Kişi, Dharma'yı çevresindekilere öğretmeli. Mücadele edenlere karşı merhametli ol; acı çekenlere şefkat duy; keder tuzaklanna umutsuzca takılan yaratıklam acı. Dünyevilik tozundan hemen hemen kurtulmuş bazı var l ıklar var. Vazedilen öğretiyi duymazlaı· sa mahvolacaklar. Fakat duyarlarsa İnanacak ve kurtulacaklar. onların kulaklanna Dharma hakkında çok az bir bilgi bile fısıldanabilir- se, onlar k ısa bir süre içinde Dharma 'yı kabul etm i ş kişilerin safina katılabilirler. " Buda Brahma'nın sözlerinin doğruluğunu kabul etmişti, gerçekten de dünyada bu öğretiye ihtiyacı olan kalbi, zihni temiz insanlar da vardı. Bu insanların, onun
1000Kitap