Beş kişiden oluşan bu küçük münzevi toplulu ğuna verdiği vaazına dört soylu gerçeği ve sekiz katlı yolu açıklayarak devam etti:
"Tekerleğin çubukları saf davran ı şın kaideleridir; adalet on l arın uzunlu ğu ndaki eşitliktedir; akıl tekerleğin çemberidir; tevazu ve düşüncelilik, sabit gerçek d ingilinin içinde
takılı o ldu ğu tekerlek göbeğidir.
Istırabın varlığını, nedenini, çaresini ve durdurulmasınıbilen dört soylu ge rçe ği anlamıştır. Do ğr u yolda yürüye-
cektir.
Doğru görüşler onun yolunu aydınlatacak meşale olur.
Doğru gayeler rehberi olur. Doğru konuşma, yoldaki kalacağı yerdir. Yü rüyüşü düzgündür, çünkü davranışı doğrudur. Yiyecek ve içeceği, rızkını kazanmanın doğru yolu olacaktır.
Adımları doğru gayretler olacaktır, nefesi doğru düşün celer olacak ve doğru tefekkür ayak izlerinden giden sükunu verecektir.
Ey bhikkhular ıstırapla ilgili soylu gerçek de şudur:
Doğumla birlikte acı vardır, yaşlılık acıdır, hastalık acıdır, ölüm acıdır. H oşa gitmeyenle birlik acıdır, hoşlandığından
ayrılmak acıdır ve tatmin edilmeyen herhangi bir özlemde acıdır. Kısaca, bağlılıktan doğan beden koşulları acıdır.
işte ıstırapla ilgili soylu gerçek budur.
Ey bhikkhular, ıstırabın kaynağı ile ilgili soylu gerçek
şudur:
Gerçekten, varoluşun yenilenmesine neden olan, şehvani
hazzın da eşlik ettiği, bazen burada, bazen şurada tatmin
arayan özlemdir, ihtirasların tatmini özlemidir, müstak-
bel bir hayatın özlemidir ve bu hayatta mutlulu ğ un özle-
midir.
Ey bhikkhular, işte ıstırabın kayna ğ ı ile ilgili soylu gerçek
budur.
Şimdi, ey bhikkhular, ıstırabın yok edilmesi ile ilgili
soylu gerçek şudur:
Gerçekten bu susuzluğun , içinde hiçbir ihtiras kalmaya-
cak şekilde yok edilmesidir; bu susuzluktan vazgeçilmesi,
ondan k urtulunması, onun üzerinde a rtı k du r ulrnaması dır.
Ey