Yavuz Tellioğlu

Mara'nın Tuzakları
Siddhartha bu beş bhikhuyla geçirdiği çileci yaşamın ara- dığı gerçeğe kendisini yaklaştıramadığıru görmüş ve kutsal olanı aramak üzere yeniden yola çıkmaya karar vermişti. Yolcu-luğun sonunda Bodh Gaya şehrine varmış, burada bir Bodhi ağacının altına çimenierden bir yastık yaparak oturmuş 36 BUDA'NIN ÖRNEK YAŞAMI ve derin bir tefekküre dalmıştı. Sonunda aydınlanana kadar ne olursa olsun burada otur- maya karar vermişti. Her ne olursa olsun aydınlanmadan buradan kalkrnayacaktı. Bu önemli ve kesin kararın üzerine o anda gerçeğin düşmanı, baştan çıkarıcı Mara yanında belir- mi şti. Mara'nın hayattaki rolü, tüm varlıkları yanılsama, tutku ve cahillikle bağlı tutmaktı. O samsara'nın dışına çıkmaya çalışan birinin varlığını dayanılmaz buluyordu. Mara korkutucu tehditlerle saldırıya geçmişti; eskiden de Siddhartha'ya ba z ı ufak tefek imalarda bulunmuş, etkilerneye çalışmış ama bu kadar büyük bir sa ldırıya daha önce hiç kal- kışınam ı ştı. Mara saldı rıl arı nda tüm gücüne rağmen başarısı z olunca üç kl%1 Tanha, Raga ve Arati ile (istek, tutku, şehvet) birlikte tekı-ar tüm g üçlerini kullanarak Siddhartha'ya saldırıyorlar anıa onun kalbinde ne bir arzu, ne bir korku yaratamıyorlardı. Siddhartha tüm olup biteni küçük çocukların oyunları gibi seyrediyordu. Bunu gören Mara ve beraberindekiler geri çeki- lip gitmek zorund a kalmışlardı. Mara'nın tüm çabalarını boşa çıkarıp yendikten sonra Siddhartha dünyanın tüm acılarını, kötü fiillerden doğan ıstıraplı durumları, insanların zevk arayışlarını, benliklerinin onları kör ed işini düşünmüştü.
1000Kitap
Reklam
Siddhartha
Siddhartha: "Öyle değil efendim! Suyu, kumu, bu kıyıyı ve öteki kıyıyı hariç tutsak Ganj'ı nerede bu la biliriz? Aynı şekilde insanın faaliyetlerini ahenkli birlikleri içinde gözleyebiliyorum, fakat parçalarının dışında bir egoya yer göremiyorum." Uddaka ego konusunda ısrar ederek devam etti: "Davranışlarımızı yapan egodur. Onu hazırlayan bir ben- lik olmasa karma nasıl olacaktır? Etrafınızda karmanın etkilerini görmüyor musunuz? insanlardaki karakter, durum, varlıklar ve kader farklılıklarını yapanlar nedir? Kendi karmalarıdır ve karmaya liyakat ve liyakatsizlik dahildir. Ruhun tenasühü karmasına dahildir. Eski hayat- larımızdarı kötü hareketlerimizin kötü sonuçlarına ve iyi hareketlerimizin de iyi sonuçlarına miras alırız. Öyle olmasaydı nasıl farklı olabilirdik?" Siddhartha k arma üzerinde derin dü ş ünere k, kendi do ğ ru s unu dile getirdi: "Karma doktrini inkar edilemez fakat senin ego nazariye- nin temeli yok. Doğadaki her şey gibi, insan hayatı da sebep sonuç kanununa tabidir. Geçmiş ne ekerse, şimdi onu biçer ve gelecek de şimdinin meyvesidir. Fakat aynı kalan ve bedenden bedene göçen değişmez bir ego-var- lığın, bir benliğin mevcudiyetine ait delil yoktur. Yeniden doğuş vardır fakat tenasüh yoktur. Benim bu ferdiyetim hem madde hem de ruhun bir bile- şimi değil midir? Tedrici bir tekamülle ortaya çıkan nitelik- lerden oluşmuş değil midir? Bu organizmadaki beş duyu- algılamanın temeli bu fonksiyonları yapan atalardan gel- miştir. Düşündüğüm fikirler kısmen onları düşünmüş olan baş-
1000Kitap
BUDA. EZOTERiK ÖGRETiSi
Çıktığı yolculukta meditasyon öğreten öğretmenlerle detanı ş mıştı. Bunlardan ikisi, Alara Kalama ve Vddaka Brahmanlar arasında şöhret sahibi öğretmenlerdi . Alara Kalama Siddhartha'ya hiçlik haline ulaştıran meditasyonu öğretmişti. Udraka ise ne algılamanın ne de algılamamanın olduğu bir alanın deneyimlenınesi üzerine yoğunlaşmıştı. Bu metotlar eski Hinduizm' de raja yoga olarak yer alırdı. Bu disiplinin ana hatlan Bhagavad Gita kitabında anlatılmıştı. Siddhartha bu öğretmenlerine giderek ruh, ego ve bütün i ş leri yapan "atman" ya da benlik hakkındaki doktrinleri din- lemişti . Ruhların göçü (tenasüh) ve karma konusundaki görüşlerini öğrenmiş; kötü insanların ruhları ıstırap çekmek üzere aşağı kasttan bir insan olarak, bir hayvan olaraJ<, ya da cehennemde yeniden doğduklarını, buna karşılık kurbanlar vererek ve nefsine eza ederek kendini temizleyenlerin, varolu- şun kademelerinde gittikçe yükselrnek üzere kral, Brahman ya da Deva olacaklarını konusundaki bilgilerini dinlernişti. Benliklerini maddi hayattan ayırma metotlarını da ayrıntılarıyla incelediği bu öğretmenlerle aralarında geçen diyalog- lar bazı kaynaklarda yer almaktadır: Alara Kalama: "Aklın beş temeli olan dokunma, koku alma, görme, duymanın fiilierini sezen o benlik nedir? El ve ayaktaki iki yönlü harekette faal olan nedir? Ruhun problemi 'Ben söylüyorum', 'Ben biliyor ve seziyorum', 'Ben geliyorum', 'Ben gidiyorum' veya 'Ben burada kala cağım' ifadelerinde görülmektedir. Senin ruhun bedenin değildir; gözün, kulağın, burnun, dilin, ya da aklın değildir. 'Ben' burnundaki kokuyu duyandır, dildeki tadı duyan, gözdeki gören, kulaktaki işiten ve akıldaki düşünendir. Ellerini ve ayaklarını hareket ettiren 'Ben' dir. 'Ben' senin ruhund ur. Ruhun mevcudiyetinden şüphe etmek dinsiz liktir ve bu gerçeği tefrik
1000Kitap

Yavuz Tellioğlu

, bir kitabı okumaya başladı
Kolektif
9.1/10 · 36 okunma
Dört Gerçek BUDA EZOTERiK ÖGRETiSi
Buda'nın saray l arın dışına yaptığı yolculuklar "Dört Müşahede" adıyla anılır. İlk yolculuğunda yol kenarında vücudu bükülmü ş, kederli, yaşlı bir adama rastlamıştı. Arabacısına bu insanın halini sormuş, o da yaş lılığın tüm in sa nların kaderi olduğunu söylemişti. İkinci yo lculu ğu sırasındaysa karşısına bu sefer de hasta bir adam çıkmış, bunun nasıl olabildiği sorusuna aldığı yanıtsa; 'jakirin, zenginin, akılimm herkesin bu duruma düşebil eceğ i " o lmu ş tu. Üçüncüde ise, ölü yakma merasimine götürülmekte olan bir cenazeyle kar ş ılaşmış, yine bunun ne olduğu sorusuna da arabacısından yine benzer bir yanıt almıştı: "Bu ölü bir insan, onu mezara taşıyorlar. Hayata başlayan bitirir, ölümden kurtulu ş yok." Karşılaştığı bu üç olay, bu acı sahneler Buda'nın üstünde derin etkilere neden olmuştu. İnsanlara özgü gerçek olaylarla ilk kez karşı karşıya kalan Buda insanların geçici dünya zevk- lerine nasıl bağlandığını, her şeyin eninde sonunda toz olup gideceğini bile bile nasıl bu şekilde tutkuyla yaşadıklarını dü ş ünmüştü. Hastalık, yaşlanma ve ölüm, insan yaşamının kaçınılmaz olgularıydı. Geçicilik, korku ve acı.. . Siddhartha dördüncü ve son yolculuğunda bir Sadhu'yla (seyyah, aziz) karşılaşmıştı. Bu adam, yalnız başına dolaşma- sına ve i.ıstüne de giysi olarak paçavradan elbiseler giymiş ol- masına rağmen dünyevi halinden yana bir mutsuzluğu olma- yan, huzurlu birine benzemekteydi. Diğer kimseler sahip ol- dukları tüm servetiere ve aile bağiarın a rağmen huzursuz ve mutsuzl < ırken, bu adam, bir dilenci kasesi haricinde hiçbir şeye
Sayfa 29·Kitabı okuyor
Reklam