Çünkü tek bir hücre, bütün insan
genomunu içermenin ötesinde çetrefilli bir ekonomik sistemin trafiğini düzenler. Her hücre, saniyede 100 defaya varabilen bir
hızla diğer hücrelere elektrik sinyalleri gönderir. Beyninizde dolaşıp duran bu trilyonlarca sinyalin her birini tek bir ışık
fotonuyla temsil edecek olsanız, elde edeceğiniz genel toplam
karşısında gözleriniz kamaşırdı.
Hücreleri birbirine bağlayan ağ öylesine akıl almaz bir karmaşıklık içerir ki, ne insan dili yeter bunu açıklamaya, ne de mevcut matematik. Genel olarak tek bir nöron, komşu
nöronlarla yaklaşık 10.000 bağlantı kurmuş durumdadır.
Milyarlarca nöron bulunduğunu düşünecek olursak, beyin dokusunun tek bir santimetre küpünde, Samanyolu gökadasındaki yıldızların sayısı kadar bağlantı olduğunu
söyleyebiliriz.
Kafatasınızın içindeki pembe jöle kıvamlı, ortalama 1400 gramlık organ, aslında alışık olmadığımız türden bir
bilgisayımsal (kompütasyonel) malzemedir. Kendi kendini
yapılandırabilen minyatür ölçekli parçalardan oluşan bu
malzeme, inşa etmeyi düşlediğimiz ya da düşleyebileceğimiz her
şeyi rahatlıkla geride bırakacak özelliktedir. Bu nedenle kendinizi tembel ya da kalın kafalı hissettiğiniz zamanlarda, aslında gezegendeki en çalışkan ve parlak nesne olduğunuzu düşünüp moralinizi yükseltebilirsiniz.
İnanılmaz bir hikâyedir bizimkisi. Bildiğimiz kadarıyla,gezegende kendi programlama dilini çözme oyununa bodoslama dalacak kadar karmaşık tek sistemi oluşturuyoruz. Farz edin ki bilgisayarınız kendi donanımını denetlemeye başladı, kasasınısöktü ve kamerasını kendi devrelerine yönlendirdi. İşte biz buyuz.